Sana gitme demeyeceğim.
Üşüyorsun ceketimi al.
Günün en güzel saatleri bunlar.
Yanımda kal.
Sana gitme demeyeceğim.
Gene de sen bilirsin.
Yalanlar isteyorsan yalanlar söyleyeyim, İncinirsin.
Sana gitme demeyeceğim,
Ama gitme, Lavinia.
Adını gizleyeceğim
Sen de bilme, Lavinia.
Aslında sen kendine aşık biri olduğun için etkilendiğin kişi de kendine aşık olan biri oluyor. Kişi ne kadar üstün olsa bile kendini küçük görüyorsa ondan etkilenilmiyor. Kendine aşık olan tıpkı kendisi gibi birini bulduğunda büyüleniyorlar. Bu büyülenmelerine aşk diyorlar. Ardından ego savaşına giriyorlar. Etkilenmelerini törpülüyorlar, sivrileşiyorlar.
Ağır suçlar işleyenlere baktığımızda, bazı kişilerin süperego gelişiminin hiç bir zaman tam anlamıyla gerçekleşmediğini görürüz. İşledikleri suçlardan ötürü ne suçluluk, ne pişmanlık duymamaları da belki bu yüzdendir.
Freud, Ego’nun bu sürekli engelleyici tutumunun, hazzın- özellikle cinsel hazzın- genelde engellediği Avrupa kültüründe yetişen kişiler için büyük bir sorun olduğunu düşünüyordu.