"Kelebenkim benim," dedi Bedirhan bana öpücük atıp lavaboya ait olduğunu düşündüğüm kapıya doğru yürürken. "Bir ki üç bir ki üç kelebenkler gibi, bir ki üç." Kollarını açıp yavaşça süzülerek gözden kayboldu.
"Ne tür bir hasta bu ya?" diye homurdandım.
"Severim onu," dedi Karan sakince. "Bedirhan iyi çocuktur."
"Kötü olduğunu söylemedim," diye fısıldadım tekrar omzuna yatarken. "Sadece çok neşeli."
"Bu sence de daha tehlikeli değil mi?"
"Anlamadım?"
"Bir kopma noktası mutlaka oluyor, Çakıltaşı"
Göz ucuyla ona bakarken yalnızca çenesini, burnunu, bir de gür kirpiklerini görebiliyordum. "Nasıl yani?"
"Çok gülen, yalnız ağlar," dedi yavaşça.