“Soru sormava karşı çok hassasımdır. Bana göre soru sormak mahşer gününe mahsus olmalı. Hem bir soru sorarsın, gerisi tıpkı taş yuvarlamak gibi gelir. Tepede sessizce oturur, aşağıya doğru bir taş atarsın. Sonra taş yuvarlanır, gider, başka taşlara çarpar, sonra -hiç akla gelmezken- yaşlı, zararsız birinin kafasına denk gelir. Hem de kendi bahçesinde! Sonra adamın ailesi kimsesiz kalır. Yok efendim. Prensip meselesi. Bir şey ne kadar sorunlu görünüyorsa, ben de o kadar az soru sorarım. "
Daha geçen gün bir sözle karşılaştım : Mükemmeliyetçi, çok büyük zahmetlere giren ve başkalarına daha da fazla zahmet veren kişiye denir. Ve bunun sonucu çok mutsuz bir dünyadır!