KAŞIKÇI ELMASI’NIN HİKÂYESİ...
İstanbul’un Eğrikapı semtinde büyük bir çöplük vardı...
Konya’dan gelen bir “yayma kaşıkçısı” oradan geçiyordu.
Gözü, yuvarlak bir taşa takıldı. Güneş vurduğu için dikkatini çekti. Biraz da merakla eline aldı. Kir pas içinde olmasına rağmen, parlak noktaları belliydi. Kaşık torbasına attı.
Akşam kaldığı “Kaşıkçılar Hanı”nda hemşehrilerine gösterdi. Bir arkadaşı, “Onu bana ver de tanıdığım bir bezirgâna göstereyim!” dedi.
“Bedava vermem!” diyen Konyalı, üç uzun saplı kaşıkla taşı değişti.
Bezirgân on akçe ödeyerek taşı aldı. Bir sarrafa gitti.
Neticede elmas olduğu anlaşılınca, cümlesi birbirine düştü...
Meseleyi duyan kuyumcubaşı, ilgili her şahsa birer kese dağıtarak taşa el koymak istedi.
Yerin kulağı, bu alışverişi Sadrazam Mustafa Paşa’ya kadar ulaştırdı. O da, Cihan Sultanı IV. Mehmed Han’ı haberdar etti. Sultan, bütün fertlerin hakkını ödedi.
Bir ferman-ı hümayun ile hacer-ül elması, Hazine-i Hümayun’a aldı. Sarraflar elması, ince ince işlediler. Neticede 84 kıratlık, dünyanın en kıymetli elması meydana çıktı. Yıl: 1658.
Bugün bile Topkapı Sarayı’nı ziyaret edenler, meşhur Kaşıkçı Elması’nı hayranlıkla seyrederler. Onun bir çöplükte bulunduğunu nereden bilsinler?