Dal gibi kırılırdı yüreği,
Ben görmezdim,
eski bir nehir yatağı gibiydi sessizliği.
Sessizliği öyle çaresiz öyle kimsesiz...
Yusuf'un kuyusuydu düştüğü
Ben tutamazdım çaresiz ellerinden.
Gün olurdu adı yaban bir ad gibi kalmazdı bile hatrımda.
Gün olur güneşi onunla batırırdım
Hiç bilmediğim ufuklarda
Hani tutsam ellerinden,hani tutsa ellerimden
Kalemi eskitirdik ve de sırtımızı kireç kaplı duvarlarda.
Sonra bakıp en uzak kederiyle bana
Dağları özledim, eteklerini toplamış hazan rüzgarlarını .
isterdim ki o anda biraz cesaret kısrağını koşturup dört nala,kurulsam bir memleket gibi ve yazılsam en akmaz mürekkeple alnına..
Sonra nemi oldu,ben sustum o sustu