A.KIL

A.KIL
@Seretan34
-Neler okuyorsunuz efendim? +Kelimeler, kelimeler, kelimeler! x Kelimeler albayım, bazı anlamlara gelmiyor! t-bırak artık kelimeleri.. cümleler kur. insanları tanı.. kapını çalan insanları içeri al...

A.KIL

, bir kitap okudu
7/10
·528 syf.·
370 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2025 21:50
·
2025 14. kitabı
Christopher Green
8.5/10 · 103 okunma
Küçük taşralı kız konuşuyordu.
Öğle yemeğinden ya da akşam yemeğinden ya da her ne idiyse ondan sonra o çılgın on iki saatlik vardiya sonrasında nerede olduğundan bile emin olamıyordum şöyle dedim ona: "Bak, yavrucuğum, üzgünüm, ama bu işin beni delirttiğinin farkında değil misin? Vazgeçelim. Rahatımıza bakalım, sevişelim, yürüyüşe çıkalım, sohbet edelim. Hayvanat bahçesine gidelim. Hayvanlara bakalım. Arabamıza atlayıp okyanusa sürelim. Topu topu kırk beş dakika burdan. Bilardo oynayalım. Yarışlara gidelim, müzelere gidelim, boks maçlarına gidelim. Arkadaş edinelim. Gülelim. Bu yaşadığımız hayat herkesin yaşadığı hayat: bizi öldürüyor." "Hayır, Hank, onlara kanıtlamalıyız, kanıtlamalıyız..." Küçük taşralı kız konuşuyordu. Vazgeçtim.
Sayfa 61 - parantez·Kitabı okudu
Yeraltı Edebiyatı
Kayıtsızlığın Başkaldırısı
8/10
·168 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2025 23:16
23 dakikada bir metrelik kutuyu doldurma standardı, çalışarak kendini topluma kabul ettirme zorunluluğu, “öteki” olmanın kabul edilmezliği, sabahları çalan saat, kalkmak zorunda kalınan iş, başında dikilen amir, masa başında tükenmeyen evraklar… İnsan her gün biraz daha bu çarkta öğütülüyor, iş görmez hale gelene kadar, o gün geldiğinde ise kimse seninle ilgilenmiyor, amirin yerine birini bulmaya çalışıyor zira en önemli şey sen değilsin devam etmesi gereken işler. Kapitalist düzen ve bürokrasi, bireyin ruhunu usul usul kemiriyor. Henry Chinaski, bu düzene kayıtsızlığıyla başlı başına bir tehlike. Ne dünyayı kurtarma derdi var ne de devrim planları. Onun direnişi, tam tersine kayıtsızlıkta saklı. Postanenin ve memur hayatının, kuralların, sistemin saçmalıklarıyla alay ediyor, onun küçük ama gerçek başkaldırısı oluyor. Bukowski süslü sözlere başvurmadan, işçilerin, memurların, sıradan insanların yaşadığı sıkışmışlığı bütün çıplaklığıyla gösteriyor. İçki, kadınlar, uykusuz geceler, bir türlü yakalanamayan huzur, küçük taşralı ahlakı… Ve tüm bunların arasında sisteme karşı duyulan alaycı bir öfke. Postane, sadece bir serserinin hikâyesi değil; çoğumuzun hayatına değen işyeri sıkıntılarının, sabahları uyanmak zorunda olmanın ve hayatın rutinine sıkışmışlığın edebiyata yansıması. Bukowski’nin başarısı ise bu gerçekliği amerikanca yalın bir biçimde büyük sözler söylemeden yapması. Yıllar sonra okumak yine keyifliydi.
Yeraltı Edebiyatı
PostaneCharles Bukowski · Parantez Gazetecilik ve Yayıncılık · 20161,637 okunma