Bir çırpıda bitti… Tıpkı kitaptaki hayatlar gibi…
İnsan okurken şunu iliklerine kadar hissediyor:
Çocukluk asla bitmiyor.
Annemizin, babamızın bize söylediği her söz, göstermediği her sevgi, bıraktığı her eksiklik büyüyüp bizimle yaşamaya devam ediyor.
İlişkilerimiz, korkularımız, öfkemiz, sevgimiz, sınırlarımız, hatta neden sustuğumuz bile biraz çocukluğumuzdan kalıyor.
Bizi biz yapan şeyin temeli, en çok çocukken atılıyormuş.
Ve o son… gerçekten şaşırttı.
Güzel bir kitaptı, kesinlikle tavsiye edilir.
Annemin uyurgezer geceleri…
Büyük anneanne Esme, anneanne Şehnaz, anne Ayhan ve torun Şehnazzz…
Aynı acının, kuşaktan kuşağa dolaşan yankısı gibi.
Kimin günahıydı bu yük?
Kim başlattı, kim devraldı, kim bitiremedi?
Hepsinin hayatı ayrı ayrı kırılmış,
ama sanki hepsi aynı yerden kanıyor…
İçime oturdu bu hikâye. Allah’ım, Gökçe’m var; kınamıyorum…
Sanırım bir süre böyle ağır gerçeklerle yüzleşecek gücüm yok…
Yüzyıllık yalnızlığı okuduktan sonra artık “olabilir”ine daha çok inandım…
Belki de bir inşaattasın; her gece geliyorsun.
Kenarda peçeteler, yüzlerce sigara izmariti…
Ben de üst üste konulmuş bir tuğla yığınıyım.
Geriye bakıyorum da keşke üst üste konulmuş bir tuğla yığını olsaydım. ( yorumumun kitapla hiç bir alakasının olmaması dışında bir problem yok )
Yüzyıllık YalnızlıkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202546,4bin okunma
Taş kağıt makas … sanırım biraz ters köşe olmuş olabilirim … Ama bence sonu böyle olmamalıydı … Herkes çok daha güzel bir sonu hak ediyordu çok daha güzel bitebilirdi
…
Taş Kâğıt MakasAlice Feeney · Yabancı Yayınları · 20238,1bin okunma
Altı harfli bir tatlı: Meltem.
Sevginin en masum, en duru hâli…
Annesi babası ayrılmış, babaannesinin yanında büyüyen bir çocuk.
Ait olmayı, koşulsuz sevilmeyi, değer görmeyi tam bilmeden büyüyen bir yürek…
Eksik sandığı yerlerinden incinmiş,
ama içindeki iyiliği hiç kaybetmemiş bir çocuk.
Ve sonunda anlıyorum;
Benim tatlım da beş harfli bir tatlı GÖKÇE