Ne tuhaf, çevremdeki her şey, hatta soluk aldığım hava bile sanki başka bir dünyadan geliyordu, sanki kendimi birdenbire ayda bulmuştum. Bütün bu kent, bütün bu gelip geçen insanlar, üstünde yürüdüğüm yaya kaldırımı, bütün bunlar, artık benim değildi.
...ikide bir yüreğimi ezen o hüznü, o üzüntüyü pek iyi anımsıyorum. Ama niçin çıkıp gitmedim? Başkasının yazgısını, kahramanlığını, özverisini üzerime almış gibi buna ne diye katlanıyordum sanki?
Ama düşüncelerim gittikçe daha belirsiz bir hal alıyor, birbirlerine karışıyordu; bir düşünceyi yakalayıp üzerinde durabildiğim zaman memnun oluyordum.