Yuva kurmuyor artık insanlar; bir başka yuvanın harcını çalıyorlar. İki çift güzel söz, birkaç sanal iltifatla başlayan sözde “flört” ilişkileri, aslında iffetin, mahremiyetin ve ahlakın mezar kazıcılığını temsil ediyor başlı başına…
Modern dünyanın ambalajladığı bu ilişkiler, kalpleri yorar, ruhları tüketir, insanı kendine yabancılaştırır. Ve bu tüketimin faturası en çok da "inciler"e kesilir…
Adı Ayşe olan bir kız düşünün. Veya Zeynep olsun, Fatıma olsun. Annesi onu tertemiz yetiştirmiştir. İffetle bezenmiş, hayâ ile büyümüş, kalbinde Allah korkusuyla yeşermiştir hayata.
Fakat karşısına çıkan bir tilki, modernizmin pazarladığı "flört" oyununu ona “duygu” diye sunmuştur. Seviyorum demiştir. Kandırmıştır. Ve sonunda, Ayşe’nin kalbinde bir çöküntü, gözlerinde bir kırıklık, ismine düşmüş bir gölge kalmıştır.
Oysa o erkek, yarın evlenmek istediğinde, “geçmişi temiz” bir kız arayacaktır hiç utanmadan. Bir erkekle dolaşmamış, kimseyle konuşmamış, el ele bile tutuşmamış birini… Zira kendi de bilir ki, kirlenmiş bir geçmiş, huzurlu bir gelecek vadetmez.
Peki, madem bu kadar hassassın; başka bir kızın geleceğine neden hançer saplıyorsun? Madem evlenmek istediğinde iffet arıyorsun, o zaman neden bir başkasının iffetiyle oynamaya kalkıyorsun hiç Allah’tan korkmadan? Bu nasıl bir çelişki? Bu nasıl bir vicdansızlıktır?
Modern çağın “özgürlük” adıyla pazarladığı bu çürüme, bir milletin kızlarını heves nesnesine, erkeklerini ise iki yüzlü birer sömürgeciye çevirmiştir adeta.
“Flört” dedikleri şey, masum bir tanışma değil, planlı bir tükeniştir. İnsanların birbirinin geleceğiyle oynadığı, duyguları sömürdüğü, sadakati öğrenemeden ihaneti normalleştirdiği bir çarpıklıktır.
Müslümanların kızları oyuncak değildir. Oğulları da can sıkıntısını dindirecek “geçici” ilişkiler arayan