'Savaşa pek yatkın birçok millet başlıca üstünlük için kaçıştaki askeri başarılarında bundan yararlanırdı ve düşmana yüzlerinden ziyade daha tehlikeli olacak biçimde sırtlarını dönerlerdi.
Türkler bunu ilke edinmişlerdi.
'kızdırdığımız kişilerin yüreklerini yumuşatmanın en sıradan yolu, bize karşı intikam fırsatı ellerindeyken, insaflarına kaldığımız sırada, boyun eğmek suretiyle onları merhamete yöneltmektir.
'korku… Korku ve insan, korku ve insan talihi, insanın insana hücumu, o hiç yere düşmanlık. Fakat neyi aldatabilirdim, kime anlatabilirdim? İnsan neyi anlatabilir? İnsan insana, insanlara hangi derdini anlatabilir? Yıldızlar birbiriyle konuşabilir, insan insanla konuşamaz.
'her insan, ne kadar müspet yaradılışta olursa olsun ölümünden sonra tekrar dirilmeyi düşünür, özler. Bu hayat dediğimiz mihnetler silsilesinin çok ileri zamana, müpheme atılmış bir mükâfatı gibidir.