Distopik kitap severlerin sıkılmadan, sonunu merak ederek okuyacakları keyifli bir kurgu roman olmuş. Kahramanın içinden geçen salt kötülük duygusunun şiddeti oldukça yüksek ve yazar bunu okuyucuya geçirebilmiş. Bu kötülük dürtüsü, var olanın özgürleşme isteği, bu özgürlüğün sınırlarının çizilmesi ya da çizilememesi, kitaba kuş bakışı bakarsam aklıma gelen ilk kelimeler olabilir. Distopik sistemde yaratılmayan çalışılan “iyi” insan figürünü gördüm kitapta.Zorla dayatılan her bir yargı insan denilen mekanizmanın işleyişine aykırıdır. Özgürleşerek yaptığımız tercihler bizi en nihayetinde kendi kimliğimizle buluşturur. Kitapla alakalı ufak detaylarda hoşuma gitti bunları da paylaşmak isterim. Bahsi geçen kahramanımız psikopatlığın uçlarında geziyor ve klasik müziğe tapıyor. Bu aynı karakterde farklı iki kimlik gibi geldi bana. Klasik müzik tutkusuyla aslında ince zevkleri olan kabalıktan uzak ve onu huzura götüren seçemediği iyilik tarafının simgelendiğini düşünüyorum. Zorba tarafı ise zaten kitap okuyucuya yeterince gözler önüne seriliyor. Kitabın adıyla alakalı kitapta bir sistem eleştirisi yapılmış ve gizlenen bi mesaj yok diye düşünüyorum. Okuyun, okutturun.