Müslümanlar ilkin İslâmın zaman ve tarih sorumluluğunu yitirdiler, daha sonra da toplum borçlarına olan duyarlılıkları zayıfladı. En sonunda da, günümüzde, ne yazık ki, şeytanın ve islâmın düşmanlarının saldırıları her birimizin iç benliğine doğru sarkmaya başladı.
Artık en büyük savunma savaşımızı içimizde veriyoruz.
Yani sadece psikolojik Müslümanlık, sadece sosyolojik Müslümanlık veya sadece tarih içi Müslümanlık yetmez. Her müslüman önce, kendi iç dünyasında müslüman olmalı, fakat ondan ayrılmaz bir şekilde toplum içinde ve toplum halinde de müslüman olmayı şart olarak idrâk etmeli. Ve nihayet bu psikolojik ve toplumsal muhtevaya mutlaka tarih şuurunu da eklemeli. Ancak bu şartla, Müslümanlığı temel anlamda eksiksiz bir bütünlüğe kavuşmuş olur.
Bir gün gelecek, ve yine yüce îslam Milleti, bilinçlenecektir. Nerelerden nerelere geldiğini öğrenecek ve bu onu uyandıracaktır. Buna en büyük bir inançla inanıyorum.
Bugün bir şey okudum, şöyle diyordu:
"İnsan gerçekten sevdiğinde, Nefes alabilecek bir şey bulabiliyor".
Gerçekten insan sevince ne kadar çok boğulsada, bunalsada, kendisine nefes alabilecek mutlu olabilecek bir alan buluyor, ya da oluşturuyor.
Çok sevmek başka bir şey.