Ölümsüz Kelebek'in Kapak Resmi

Kafa'dan...
Mazi mi
Boş ver
Gitti gider be oğlum serbes
Sonunda t olsa da olmasa da
Gitti gider
O kadar.

Elbette...
Güneş her akşam batıp her gün doğuyorsa
Çiçekler solup solup tekrar açıyorsa
En derin yaralar kapanıyorsa
En büyük acılar unutuluyorsa
Neden korkulur hayatta söyleyin bana
Ben neden aynı kalayım söyleyin bana

Elbette bazen çiçek açıp bazen solacağım
Elbette daldan dala konup sonra uçacağım
Elbette bazen hızla dönüp bazen duracağım
Elbette bazen söyleyip bazen susacağım

İnanmadım asla inanamam
Her şeyin bir sonu olduğuna

Elbette bugün ağlıyorsam yarın güleceğim
Elbette önce çekip gidip sonra döneceğim.

Tuncel Kurtiz'den dinlemeli tabi...
Oysa herkes öldürür sevdiğini
Kulak verin bu dediklerime,

Kimi bir bakışıyla yapar bunu,
Kimi dalkavukça sözlerle,
Korkaklar öpücük ile öldürür,
Yürekliler kılıç darbeleriyle
Kimi gençken öldürür sevdiğini
Kimi yaşlı iken
Şehvetli ellerle boğar kimi
Kimi altından ellerle
Merhametli kişi bıçak kullanır
Çünkü bıçakla ölen çabuk soğur.
Kimi yeterince sevmez
Kimi fazla sever
Kimi satar kimi de satın alır
Kimi gözyaşı döker öldürürken,
Kimi kılı kıpırdamadan
Çünkü herkes öldürür sevdiğini
Ama herkes öldürdü diye ölmez.

Davet
“Bekliyorum
Öyle bir havada gel ki,
Vazgeçmek mümkün olmasın.”
Orhan Veli Kanık

Ölümsüz Kelebek tekrar paylaştı. 19 Eyl 23:11

"Ölmek için doğmuştur ya insan; o yüzden her yağmur sonrası toprak kokusunu sever."
Tolstoy

Ölümsüz Kelebek tekrar paylaştı. 15 Eyl 17:04

- Annen var mı senin?
- Var tabiî.
- Ne iş yapar?
- Çamaşıra gidiyor.
- Sen ne olacaksın büyüyünce?
- Ben mi? dedi.

Gözlerini gözüme kaldırdı. İkimiz de mavi mavi baktık.

-Ben, dedi, boyacı olacağım.
- Ne boyacısı?
- Kundura boyacısı.
- Neden kundura boyacısı?
- Ya ne olayım?
- Doktor ol, dedim.
- Olmam, dedi.
- Neden ?
- Olmam işte.
- Neden ama?
- Doktoru sevmem ki.
- Olur mu ya? Bak, dedim. Doktor sevilmez olur mu ?
- Tabiî sevmem, dedi. Annem hasta oldu. Evimize geldi. Kumbaramızı kırdık. Bütün yirmi beşlikleri ona verdik. Sonra çeyrekler kaldı. Onlarla da reçeteyi yaptırdık. O da zorlan.
- Ama annen iyileşti.
- Annem iyileşti ama paramız gitti. İki gün, yemek yemedim ben.
- Peki, dedim, öğretmen ol.
- Ben mektebe gitmiyorum ki.
- Neden?
- Öğretmen beni dövüyor.
- Neden?
- Yaramazlık ediyorum da ondan.
- Sen de yaramazlık yapma.
- Ben yaramazlık ne demek bilmiyorum ki.
- Öğretmenin yapma dediği şey, dedim.
- Belli olmuyor ki!.. Bir gün arkadaşımın biri “Çamaşırcının piçi” dedi. Ben de döğdüm onu. Öğretmen de beni döğdü. Ondan sonra hep çamaşırcının piçi diye çağırdılar. Hiç kimseyi döğmedim. Yaramazlıkmış diye. Bir kaç gün sonra yanımdaki arkadaşın iki kalemi vardı. Birini aldım. Hırsızsın sen diye döğdüler. Benim kalemim yoktu aldım. Sonra o da yaramazlıkmış, hem de çok fena bir şeymiş. Bir daha kimsenin kalemini almam dedim. Defterini aldım. Bu sefer hem döğdüler, hem mektepten koğdular.
- Çok fena yapmışsın.
- Fena yaptım. Ben adam olmak istemiyorum ki.
- Ne olmak istiyorsun ya?
- Boyacı olacağım dedim ya.

Sait Faik Abasıyanık

Ölümsüz Kelebek tekrar paylaştı. 12 Eyl 20:49
A juez, bir alıntı ekledi.
12 Eyl 20:45 · Kitabı okuyor

Dünyaydı adı. Sertti, hayattı. Ağırdı ölüm. Katıydı günah. Kaderdi, kazaydı, belaydı.

Lâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 12 - Timaş Yayınları, 12.Baskı)Lâ: Sonsuzluk Hecesi, Nazan Bekiroğlu (Sayfa 12 - Timaş Yayınları, 12.Baskı)

Ahmed Arif'ten Leyla Erbil'e Mektuplar...
Leylim,
Kalem tutan ellerine kurban olurum. Yaz kuluna iki satırcık.
Ha!
Kulluğum, divâneliğimle ellerini, gözlerini öperim. Öpüyorum ama doyamıyorum. Mutluluk ya da cehennem bu galiba. Sana doymak, korkunç ahmaklık olur.
Hadi gel…

Ölümsüz Kelebek tekrar paylaştı. 04 Eyl 18:34
Veysel Kadir Şeker, bir alıntı ekledi.
04 Eyl 15:01 · Kitabı okudu · Puan vermedi

Ey gönül, gidenden ümidini kes !
Kaçan bir hayale benziyor herkes
Sanki kulağıma gaipten bir ses
Buluşmalar kaldı mahşere diyor..

Çile, Necip Fazıl KısakürekÇile, Necip Fazıl Kısakürek
Ölümsüz Kelebek, bir alıntı ekledi.
31 Ağu 01:19

Ölmüş olan biri artık hiçbir şey istemez, sevilmeyi de, kendisine acınmasını da, teselli edilmeyi de istemez.

Bilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan ZweigBilinmeyen Bir Kadının Mektubu, Stefan Zweig