Ruhumuz aç. İçimdeki eksiklik hissediyorum. Ne ihtiyacım olduğunu biliyorum, nereye gitmem ve ne yapmam gerektiğini de biliyorum, bana ne iyi gelir biliyorum hepsini ama ya vaktim yok, ya param yok ya da gücüm yok...
Ya da .. say say bitmez. Hep bir bahane yahut gerçek sebeplerden ötürü kendimi erteliyorum. Bana kalırsa, kendini ihmal etmek en kötüsü. İnsan kendine daima yatırım yapmalı, diyorum aslında hep " her şartta ve durumda, kaçacak bir kapısı olmalı insanın " diye. O kapıdan girdiğinde huzuru bulmalı, mutlu olmalı, ruhundaki açlık doymalı. O kapı bazen bir bahçe, bazen bir dağ başı, denizler, gökyüzü, ilim yaymak, yürüyüş yapmak, yalnız kalmak, dostlarımızla hasbihal etmek...
Bize iyi gelecek bir şeyler . O kapıyı kaybedince ruhun, ihtiyaç sahibi biri gibi eli açık öylece duruyor. Ruhum aç, kendi kapımı da biliyorum ama vaktim yok, param yok, gücüm yok.