Kitap, yazarın daha önce yayımlanan yazıları ve yaptığı konuşmaların bir bütünlük oluşturacak şekilde derlenmesinden oluşuyor. Kitapta başlıklar halinde bazı kavram ve terimlerden hareketle hukuk felsefesinin konuları açıklanıyor. Özellikle adalet fikrine ilişkin açıklamalarının tüm hukukçular, yasa koyucular tarafından okunması ve üzerinde düşünülmesi gerekiyor. Etik, insan hakları, insan onuru, insan gururu, sosyal adaletsizlik, adalet ve adaletsizlik gibi temel başlıklar üzerinden sizi çok farklı tefekkürlere, yeni ufuklara götürecek bir kitap. Uluslararası belgelerle birlikte insan haklarına ilişkin yaklaşımları fevkalâde. Adaletin sağlanmasında hukuk felsefesinin ve filozofların önemini, yasal düzenlemeler yapılırken insan haklarına dayalı adaletin önemini ve ne şekilde bir yol çizilmesi gerektiğini de açıklıyor. Bazı bölümlerde tekrara girilmiş olsa da asla sıkmıyor, kafanızda konunun daha çok pekişmesini sağlıyor. Kesinlikle okunmasını tavsiye ederim. Geç tanıştığım için pişman olduğum bir yazar, ilim insanı.
Onur, gurur, şeref, sosyal adaletsizlik gibi kavramları ayırtettirmesi açısından ben de beğendim. Adalet, adaletsizlik kavramlarında tekrara düşmesinin nedeni de verdiği konferanslardan derleme bir kitap olduğu için buna da katılıyorum. Ama sanki adaletle hukukçuların yasal düzenlemelerinde yapması gerekenleri biraz bulanık anlatmış gibi geldi bana. Burada daha detaylı bir açıklama beklemiştim. İlk defa yazarın kitabını okuyorum. Açıkçası beklentim yüksekti.
Jean-Paul Sartre'dan Edebiyat Nedir'i okudum. Sartre okumanın en çok hiçbir şey anlamamasını seviyorum. Bazen tam anlamıyla hiçbir şey anlamıyorum. Bu böyle 20-30 sayfa sürüyor, sonra birkaç paragraf kendini açıyor. İşte böyle koca kitapta Sartre'ı ancak birkaç sayfada dengim olarak görüyorum Hadsizlikte sınır tanımıyorum Peki niye yazıyoruz? Sartre'a göre -tabi doğru anladıysam (Sartre ve Marx okumak insanın egosunu allak bullak ediyor ) - her kitap bir özgürlük çağrısıdır. Yazar, okuyucuyu özgür olmaya davet eder. Her metin bir çağrıdır. Bugün yazarlar asalak bir sınıfın asalağı olarak yazarlar. Sermaye ondan mevcut dünyayı katlanılabilir hale getirmesini ister. Bir illüzyon yaratır yazar. Aslında kimin için yazdığının farkında değildir. İyi edebiyat çok az okunur, kötü edebiyatsa (hiç okunmaması gerekmesine rağmen) çok okunur, der Sartre. Ne zaman yazar sınıfın yanında yer alır, sınıf için yazdığı gerçeğini fark eder, asalak olmaktan vaz geçer o zaman bambaşka bir dünyanın yaratılmasında rolünü oynamış olur. Sartre'ı çok seviyorum, bir şeyler yazacaksam onun edebiyata baktığı gibi bakmaya çalışıyorum. İyi ki şu dünyadan geçtin #jeanpaulsartre #edebiyatnedir #payelyayınları #felsefe #bookstagram #instagram #edebiyat #yazar #neiçin #kitap #book #kitaplık #tavsiyekitap #zorbasahaf #zorbakitapkafe #neokusam #neokumalı
Yazarın sınıf için değil sınıfsız olmayı tercih etmesi gerektigini vurguladığını anlamısım ben. Dediginiz gibi bazen hicbir sey anlamadan uzun uzun okudugum oldu belki de ben yanlıs okumusum tekrar bakmam gerekecek
Kolektif bilinç dışının kapısı kişisel bilinç dışının bilincine varmakla açılır yetişkin bilincinizle yapmanız gereken şey bu parçalarla uyumlu hale gelip düzenlemek ve kişisel bilinç dışınızı bilinçli hale getirmektir yani kişisel çok katlı binanasın içindeki basınç dengesini ayarlamak her katta nefes alabileceğiniz konforlu odalar yaratmak ve ağırlık merkezine dengelemek