Sevgi Menekşe

Sevgi Menekşe
@Sevgimio
İçindeki kız çocuğu ile iyi anlaşan bir beşer “Bildiğim yerde, bilmediğim haldeyim.”
Family Operations Manager ( EH)
İsviçre
Dünya, 28 Ağustos
87 okur puanı
Ocak 2016 tarihinde katıldı
Çok sevdimmm
9/10
·224 syf.··
2026 12. kitabı
İskender Pala’nın kaleminde tarih sadece anlatılan bir şey değil, adeta yaşayan bir gölge gibi. Soygun, daha ilk sayfalardan itibaren okuyucuyu içine çeken, her bölümde yeni bir sır perdesi aralayan güçlü bir roman olmuş. Özellikle olayların katman katman açılması ve peşi sıra gelen gizemler kitabın temposunu hiç düşürmüyor.Bir sayfa daha derken insan kendini gecenin bir vakti hâlâ okumaya devam ederken buluyor.Romanın en sevdiğim taraflarından biri atmosferiydi. Mekan tasvirleri öylesine canlı ki insan bazen eski bir konağın taş duvarlarında dolaşıyor, bazen tarih kokan sokakların içinde kayboluyor gibi hissediyor. İskender Pala’nın dili hem akıcı hem de estetik; okuyucuyu yormadan derinlik kurabiliyor. Kurgu ise oldukça sağlam ilerliyor. Her detayın bir yere bağlanması, sırların yavaş yavaş çözülmesi okuma zevkini artırıyor. Ben bu kitabı büyük bir keyifle okudum. Gizem, tarih ve güçlü atmosfer seven herkesin sevebileceği bir eser olduğunu düşünüyorum.
Soygunİskender Pala · Kapı Yayınları · 20261,087 okunma
Reklam
9/10
·330 syf.··
2026 6. kitabı
Zülfü Livaneli’nin Kardeşimin Hikayesini bitirdim. Açıkçası, kitap ilerledikçe sonunu büyük ölçüde tahmin ettim ve düşündüklerim doğru çıktı. Ama buna rağmen o “acaba mı?” hissi bir an bile peşimi bırakmadı. Zaten kitabın asıl gücü de burada… Sonunu bilsen bile, seni o şüphenin içinde tutmaya devam ediyor. Karakterle kurulan bağ çok güçlü. Onun duygularını sadece okumuyorsun, içinden geçiriyorsun. Bu da hikâyeyi daha etkileyici hâle getiriyor. Livaneli’nin dili ise akıcı ve sade; seni yormadan, ama sürekli merak ettirerek ilerliyor. Kısacası, sonunu tahmin etsem bile keyfimi kaçırmadı. Aksine, o gerilimli “acaba” duygusu kitabı benim için daha da özel yaptı.
Kardeşimin HikayesiZülfü Livaneli · Doğan Kitap · 2019126,3bin okunma
9/10
·504 syf.··
2026 5. kitabı
Dört Rüzgar, sadece bir hikâye değil; insanın içini usul usul yakan, sonra da küllerinden yeniden ayağa kaldıran bir anlatı. Kitap boyunca en çok beni etkileyen şey, bir annenin evlatları için verdiği o sessiz ama sarsılmaz mücadeleydi. Elsa’nın sabrı, direnci ve sevgisi; süslü cümlelere ihtiyaç duymadan insanın içine işliyor. Yoksulluk, kuraklık ve çaresizlik içinde bile aile bağlarının nasıl ayakta kaldığını görmek, bana insanın aslında ne kadar güçlü olabileceğini hatırlattı. Toprağa olan bağlılık ise sadece fiziksel bir aidiyet değil; kimliğin, geçmişin ve umudun bir parçası gibi işlenmiş. Yazarın dili son derece akıcı. Sayfalar ilerledikçe hikâyenin içine çekiliyor, karakterlerle birlikte yoruluyor, umut ediyor ve direniyorsunuz. Kurgu öyle doğal ilerliyor ki, okurken bir roman değil de yaşanmış bir hayatın tanığı gibi hissediyorsunuz. “Dört Rüzgar”, bana şunu düşündürdü: İnsan, en zor zamanlarda bile sevdikleri için kök salar, rüzgâra karşı dimdik durur. Ve bazen en büyük kahramanlık, sadece vazgeçmemektir.
Dört RüzgarKristin Hannah · Pegasus Yayınları · 2023427 okunma
8/10
·206 syf.··
2026 2. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 25 Mart 2026 01:29
Ali Ural’ın Posta Kutusundaki Mızıka’sı, mektupların sessizliğinde yankılanan bir kalp sesidir. Bu kitapta cümleler sadece okunmaz; insanın içine yerleşir, orada uzun süre kalır. Yazar, “Sevgili Dost” diye seslenirken aslında tek bir kişiye değil, insanın kendi içindeki yalnızlığa hitap eder. Her paragraf bir duruş, her cümle bir iç hesaplaşmadır. Modern dünyanın gürültüsüne karşı, ince ve derin bir fısıltıdır bu metinler. Kitapta en çok dikkat çeken şey, sıradan görünen cümlelerin altındaki derinliktir. “Ölüm de bir özlemdir aslında.” gibi ifadeler, okuru durdurur; düşündürür, hatta biraz da sarsar. Çünkü burada anlatılan hayat değil sadece insanın kendiyle yüzleşmesidir. Ali Ural, kelimeleri süslemek yerine onları arındırır. Fazlalıkları atar, geriye özü bırakır. Bu yüzden metinler kısa ama etkisi uzun olur. Her cümle, bir taş gibi düşer insanın içine; dalga dalga yayılır.Bu kitap bir hikâye anlatmaz; bir hâl anlatır. Okuyana “sen de böyle hissettin mi?” diye sorar. Ve çoğu zaman cevap sessizce gelir “Evet.” Posta Kutusundaki Mızıka, okunup bitirilecek bir kitap değil; ara ara açılıp yeniden hissedilecek bir metindir. Çünkü bazı cümleler vardır, bir kere okunmaz insanın içine yerleşir.
Posta Kutusundaki MızıkaA. Ali Ural · Şule Yayınları · 202022,9bin okunma
Yûsuf ile Züleyha
Puan vermedi·224 syf.··
2026 1. kitabı
·
185 günde okudu
·
Okunma: 15 Mart 2026 01:35
Nazan Bekiroğlu’nun Yusuf ile Züleyha kitabını okurken insan kendini sadece bir hikâyenin içinde değil, adeta bir duanın ve sabrın yolculuğunda buluyor. Yazarın dili son derece akıcı, sade ama aynı zamanda derin. Cümleler öyle bir kurulmuş ki sayfalar ilerledikçe insan farkında olmadan hikâyenin içine çekiliyor. Bu kitap yalnızca bir hikâye değil; sabrın, imtihanın ve ilahi hikmetin anlatıldığı bir yolculuk. Hz. Yusuf’un sabrı ve Züleyha’nın yıllar içinde dönüşen aşkı, insanın kalbine dokunan bir incelikle anlatılmış. Okurken bazı cümlelerde durup düşünmek, bazı satırlarda ise uzun uzun kalmak istiyor insan. Nazan Bekiroğlu’nun anlatımı, klasik bir kıssayı yeniden canlandırıyor ve okuyucuya hem edebi bir zevk hem de manevi bir derinlik sunuyor. Kitabı bitirdiğimde içimde hem bir huzur hem de uzun süre aklımda kalacak cümleler kaldı. Kısacası Yusuf ile Züleyha, yalnızca okunacak değil, hissedilecek bir kitap.
Yûsuf ile ZüleyhaNazan Bekiroğlu · Timaş Yayınları · 202517,6bin okunma
Reklam