"Strickland bunun bir şaheser olduğunu biliyordu bence. Istediği şeye ulaşmıştı. Hayatı artık tamamlanmıştı. Bir dünya yaratmış ve iyi olduğunu görmüştü. Sonra kibir ve küçümsemeyle onu yok etmişti."
Kör olduktan sonra bu resimleri yaptığı iki odada saatler boyu oturur, görmeyen gözleriyle eserlerine bakar ve belki de hayatında daha önce gördüklerinin hepsinden daha fazla şey görürmüş.
"Şurası çok açık ki, böyle bir yaşam sürmek ve bu yaşamda anlattığınız kadar başarılı olmak için ikinizin de güçlü bir iradeye ve azimli bir karaktere sahip olması gerek."
"Belki öyledir, ama başka bir faktör daha olmasaydı hiçbir şey başaramazdık."
"Neymiş o faktör?"
Dramatik bir edayla durup kollarını yukarı kaldırdı.
"İnanç. Tanrı'ya olan inancımız olmasa kaybolur giderdik."