Kısa bir inceleme notu.
İnsan ne kadar acı çekerse çeksin, yaşamaya değer sebepler
buluyor kendine. Fugui’de öyle yaptı. Gençlik yıllarını hovardalıkla geçirip kıymet bilmeyen, hayatın acı tarafını tatmayan biriydi. Herseyini kaybedene kadar. Hayat ona basit yaşamanın ne kadar güzel olduğunu yakınlarının ölümü ile öğretmişti. Hayatında hep ölümle sınanan biri, hayata ne kadar mana yükleyebilirdi zaten.
Sıradan bir hayat en iyisi diyor yazar. Sıradan hayatı nasıl tarif edebiliriz diye sorguluyorum. Malın mülkün olmaması mı? Yada bir köyde yaşayıp günü kurtarmak için yaşamak mı? Nedir sıradan hayat? Belkide sıradan hayat dediğimiz birbirimizi yormamak, sevdiklerimizle geçirdiğimiz her anı güzelleştirmektir. Hayatı sıradan kılmak basitti. Birbirimiz için zorlaştırmamak bunun anahtarıydı. Kıymet bilmekti. Seni seviyorum diyebilmekti.
Edebi bakımdan çok tatmin edemediysede, ölüm konusunun işlemiş olması etkileyici. Ölümü hatırlatıyor olması kendini sorgulamak için güzel bir araç.
Sıradan hayatlarımız olması dileğiyle.