"KARANLIKTA OLMAKTAN ZEVK ALIYORDUM. ŞİMDİ CASUSLARIN VE HIRSIZLARIN ZAMANIYDI. BENİM ZAMANIMDI"
Kitabın Konusundan kısaca bahsetmek gerekirse; Brie ve kardeşi Jas'i çok küçük yaşlarda anneleri terk ettiği için teyzesinin küçük bodrumunda kalmak zorunda kalıyorlar. Brie maddi sıkıntılardan dolayı hırsızlık yapıyordur ve bu dönemlerdeki tek mutluluk kaynağı olan yan komşusu büyücü çırağı Sebastian'dır. Brie perileri sevmez. Bir gün Nasiğli sarayının kralı Jas'i kaçırdığı için Brie onu geri almak için herşeyi yapmaya razı olur. Buna Nasiğli sarayının ezeli düşmanı olan Siğli sarayında üç sihirli eser çalmakta dahildir. Eserlere daha rahat ulaşması için Siğli sarayının prensi olan prens Ronan'ın on iki gelin adayından biri olduğu rolünü oynaması gerekir. Brie bu dönemde kendine yardım eden çete lideri Finn ve Nasiğli çetesiyle işbirliği yapar.
Kitabı eğlenerek okudum gayet akıcı, sürükleyici ve güzeldi. Fakat başları yavaş ilerlediği için başlarda biraz sıkıldım. Ama kitap ilerledikçe ve peri diyarını okumaya başladığımızda gayet sürükleyici ilerlemeye başladı. Ama kitapta aşk üçkeni var ve bu özellikle başlarda çok sıkıntıydı. Çok betimlenerek anlatılmış bir aşk üçkeni vardı ve bu beni bunaltmıştı. Fakat sonlara doğru gerçekten çok güzeldi. Özellikle sonu hiç beklemediğim gibi bitti.
Brie çok akıllı bir kadın ama aynı zamanda çok saf olduğu yerlerde var. Sebastian hakkında birşey düşünmüyorum, onunla ilgili duygularım çok karışık. Finn ise o gizemli kişiliği sayesinde beni kendisine çok çekti.
Okunmasını önerdiğim bir kitap oldu.