Seydanur Yılmaz

“Tanrım beni bilmem gerekmeyen şeyleri öğrenmekten koru. Hatta beni bilmediğim şeyler olduğunu öğrenmekten de koru. Öğrenmemeye karar verdiğim şeyler olduğunu öğrenmemeye karar verdiğimi bilmekten koru. Amin.”
Reklam
“Bekle bir dakika, bunu not edebilir miyim?” Dedi Arthur canlı bir şekilde cebinde kalem bulmaya çalışarak. “Uzay limanında bir kopyasını bulabilirsin.” Dedi yaşlı adam. “Raflar dolusu var bu laflardan.” “Ya,” dedi Arthur, hayal kırıklığına uğramış şekilde. “Peki, birazcık bana özel bir şeyiniz yok mu?” “Herhangi bir şekilde gördüğün, yaşadığın veya duyduğun bir şey sana özeldir. Kendi algılayış şeklinle kendine bir Evren yaratırsın. Bu nedenle Evrende algıladığın her şey sana özeldir.” Arthur ona şüpheyle baktı. “Bunu da uzay limanında bulabilir miyim?” Diye sordu. “Git ve bak,” Dedi yaşlı adam.
“Sen benim gördüğümü göremezsin, çünkü kendi gördüğünü görüyorsun. Benim bildiğimi bilemezsin, çünkü kendi bildiklerini biliyorsun. Benim gördümlerim ve bildiklerim senin gördüklerin ve bildiklerine eklememez, çünkü aynı cinsten şeyler değiller. Ne de senin gördüklerin ve bildiklerinle değiştirilebilir, çünkü bu kendini değiştirmen anlamına gelecektir.”
“Onu görüyor musun?” Diye seslendi yaşlı adam, aniden. “Evet,” dedi Arthur. “Aslında biraz önce kendisine danıştım.” “Hiçbir şey bilmez o. Ben sahildeki evi o geri çevirdiği için aldım. Sana ne tavsiyede bulundu?” “O ne yaptıysa tam tersini yapmamı söyledi.”
“Bir yolcuya verecek tavsiyeleriniz var mı?” “Evet. Sahilde bir ev al.”
Reklam