(Aşktan büyük emir mi olur?)
Olur, dedi. Aşkının neyin üzerinde değil neyin altında durduğuna dikkat et. Sıralamana itibar et. Aşkı nefisten o zaman ayırırsın. Nefsinin altında bıraktıkların kadar eksik, üzerine koyabildiklerin kadar fazlasındır ancak. Çünkü aşk küllidir. Bütünler, bir'ler. Ama küll ile cüz arasında mesafe başlayınca, parça bütününden kopunca hiçbir şey artık eskisi gibi kalmaz. O zaman aşk, aşk olmaz. Ey oğul, aşk deyip de aşkı darıltma. Allah'ın işine karışma.
Ama bu dünyanın özetini çıkarmak için tek bir kelime isteseler Adem'den buğday derdi. Çünkü dünyanın ancak bir buğday tarlası üzerinden geçen rüzgar kadar hükmü vardı ve Adem buğdaya ama buğday da Adem'e muhtaçtı.
Adem sadece Adem değildi.
Bütün insanlığın temsili onda gizli. Ezel bezminin tek sorusuna o uğultulu cevabı verenlerin, kıyamete değin şu dünya üzerinden gelip de geçeceklerin hepsiydi. Adem hepsini arkasına almış, muaz-zam bir insanlık ümmetinin önünde tek imam, tek müezzindi.
Şimdi önünde secde edilen, kendisine selâm verilen, kadri kıymeti bilinen, değeri fark edilen de bütün bir insanlık ailesi, benîâdem'di.
Âdem. Cennetin gölgeliklerinde, emaneti yüklendi.
Masumdu henüz. Omuzlarında bir ağırlık, kalbinde bir ağrı hissetmedi.
Dağlara taşlara kalsa bu emanet taşınır gibi değildi.
Ne kadar mazlum olursan ol, ne kadar zalim olursan ol, şunu bil ki Allah her şey(in)e vakıf, her şey(in)i Allah biliyor, her şey(in)i Allah görüyor. Zalim, zulmederken imtihandadır. Mazlum zulme maruz kalırken imtihandadır. Zalim mazluma zulmederken onları seyreden de imtihandadır. Zulüm herkes için imtihandır. Zalim, o, gününü görecek. Mazlum, o, mükafatını alacak. Seyreden de eliyle, diliyle, kalbiyle durduğu yerin hesabını verecek ve aldığı konumun vebalini yüklenecek. Çünkü Allah biliyor, Allah sürecin takipçisi. Hiç şüphe yok ki Allah gözetlemededir. إِنَّ رَبَّكَ لَبِالْمِرْصَادِ(Fecr 14)