Edebiyata olan merakını evinden de devam ettirebilirdi nasıl olsa. Hem okuma sevgisi asla bitmemişti ki, hâlâ bir kitap kurduydu- ya da öyle olduğuna inanmak istiyordu.
Hayatın rüzgârının onu bambaşka mecralara sürüklediği gerçeğini kabullenmişdi.
Meşhur bir edebiyat eleştirmeni değil, bitmez tükenmez ev işleri ve ailevi yükümlülükleri olan, üstüne üstlük bir de üç çocukla uğraşan titiz bir ev kadını olmuştu sonunda.
Ella Rubinstein nasıl olup da bir sabah kocasına boşanma davası açtığını ve kendini evliliğinden azat edip, tek başına sonu belirsiz bir yolculuğa çıktığını...
Ama elbette bir sebebi vardır: Aşk!
Aşık oldu Ella hiç beklemedik bir biçimde, beklemediği bir adama.
Aşk'ın hiçbir sıfata ve tamlamaya ihtiyacı yoktur.
Başlı başına bir dünyadır aşk.
Ya tam ortasındasındı, merkezinde,
ya da dışındasındır, hasretinde...