'Başkasının acısını hissedemezdiniz. Buydu işte. Duygudaşlık,evet, mümkündü; beyninizde ayna nöronlarınız anlayışla ışıldayabilirdi ama işin özünde kimse başkasının acısını hissetmezdi.'
"Neredeyim?" diye soramıyorum kendime. "Nerede değilim?" diyebiliyorum. Netliğin olduğu hiçbir yerde değilim. Arada sıkışıp kalmış can çekişen bir ruhum ben, bulanık bir noktada gidip geliyorum. Ait olduğum yer belli değil lakin ne olduğumu biliyorum.
Mesafeleri oluşturan akıldır.En yakınını bile uzak görebilir insan.Bu yüzden çok azı kalbe dokunabilir.En çok da, hiç gitmemesi gerekenler gider.Veya onların gidişi en çok koyan olur.Belki de, kimi zaman, gitmeleri bundandır. Bencilce..
Yorgunum, şu odanın kapısından dışarı adım attığım an gülümsemek zorunda olmaktan sıkılmış. Sanki bir daha hiçbir şey bana nefes aldırmayı sevdiremeyecek ve sanki bir daha hiç kimse bu yolda yürüsün istemeyeceğim benimle. Sanki bir kez daha yenilmekten korkuyor gibiyim..