Adeta küle dönüyorum. Hatta kendi kendime, yine onun yanındaymışım, bir parçamız sevdiğimiz kitapların içinde yaşamaya devam ediyormuş gibi kızımın adını söylüyorum. Kitabı alıp gelişigüzel bir sayfa açarak bir cümle okuyorum ‘Hafızamıza en çok, unutmaya çalıştıklarımız kazınır.’ Ve olası gözyaşlarının hücumunu hissediyorum.
Shakespeare posterine bakıyorum. Eski bir dost gibi bakıyor bana sanki. Resmin altında ona ait bir söz var.
‘Ne olduğumuzu biliyoruz ama ne olabileceğimizi bilmiyoruz.’
Yemek yemeyi, müziği, şampanyayı, ekimde nadir görülen güneşli öğleden sonralarını sevmene izin var elbette. Şelale manzaralarını, eski kitapların kokusunu da sevebilirsin ama insanları sevmeyi aklına bile getirme.