Bir çok defa elime alıp ama devam etmeden bırakıp başka bir kitabı okuyordum ben şuna inanırım her kitabın kendine tayin edilmiş bir zamanı vardır o gün gelince okunur. Raif bey için ne diyeceğimi bilemiyorum iş, aile, arkadaş, içinde bu kadar görünmez olmasının arkasındaki hikayeyi kimseye anlatmaması şaşırtıyordu yada bu kadar içine kapanması sonlarda kendiside bu haline pişman olsada ikinci bir hayat mümkün olmadığı için olduğu insan dışına çıkmamıştı. Sevmek sevilmek güzel şey. Ama aşk bir illettir bir hastalık insanı içten içe kemiren bir kurt misali. Onun için çabalayan yada feryadını gören kimse hayatında yoktu ve aynısı hayatımızda olan insanlar içinde geçerli dışardan sadece görünene şahit oluyor bazende haddimizmiş gibi yargılayıp, hor görüyor, hırpalıyoruz insanları ya içlerinde kimseye anlatamadıkları derin bir yaraları var ve ölümle yokluğa karışıcaksa. Herkese iyliğimizin dokunması yada ulaşması mümkün olmayabilir fakat kötülüğümüzün dokunmaması mümkün. Ve neden bilmiyorum ama yüreğimde derin bir burukluk bıraktı sanki biraz cam kırıklıklarında kendimi gördüm...
Garip gelebilir ama dinimi sevdim bu tarz aşk illetine sebebiyet vericek hiçbir duruma müsaade etmiyor gerçek manada bizi koruyor bazı haramlar mantık çerçevesine uymasada var bir hikmeti demek gerek ama daha çok nefsin verdiği o geçici his ve haz peşinde gitmek daha cazip geliyor Peki geçtikten sonrası ne oluyor depresyon, kaygı bozukluğu...