Ya Vedud! Gözümün yaşını eksik etme. Çiçeğimi al razıyım. Ben ki Yusuf’unu yitirmiş bir kuyunun üzerine eğilmiş pembe çiçekli bir kiraz ağacıyım.
Bir kuyum vardı. Bir de Yusuf’um. Sahibinin ölümünden sonra da açık kalacak bir amel defteri olarak toprağa armağan edilmiştim. Gün geçti. Kat karşılığı müteahhide verildim.
“O her yerdeyken, O’nu bir yerde aramak olmazdı elbette ve O herkesinken, birine veya birilerine ait olduğunu sanmak kainatın en büyük yanılgısıydı. O, herkesindi şüphesiz...”