Hastane; yalnız taş duvarlardan ibaret değil de, harcı gözyaşıyla karılı, duvarları umutla örülü yapı...
Kimi zaman dünyaya gelen, kimi zaman dünyaya dönenler için sevinçle, kimi zaman da hayatın sıcaklığına veda edenlere yasla akıtılan gözyaşlarını harç eder kendine, umutların, duaların duvarı...
Güzel olan şeyler, o güzelliğin geçiciliği içinde yüzeysel bir yakınlık oluşturur. Ama acılar, ortak acılar insanı birbirine daha kuvvetli ve daha candan bağlıyor.
"N'ylersin ölüm herkezin başında
Uyudun uyanamadın olacak.
Kim bilir nerde, nasıl, kaç yaşında?
Bir namazlık saltanatın olacak.
Taht misali o musalla taşında."
Asıl korkulması gereken yaşayanlar olduğu halde, ölülerimizden korkmuş ve mezarlıkları bile ölümü bize hatırlatmasın diye uzaklara yapmış, yüksek duvarlarla çevirmişiz...