Gel gör ki, nefret etme kolaycılığına teslim olmak da bizi kendi değerlerimize yabancılaştırıyor, nefret ettiklerimize benzetiyor. Sonuçta, iktidarın nefret söylemi bize yönelirse kötüdür, ama benzer bir nefret söylemini düşman bellediklerimize biz yönlendirirsek bu gayet haklı ve meşru olur diyebilir miyiz? Eğer dersek, bu çifte standart olmaz mı? Hadi bakalım Sinan Efendi, çık işin içinden, çıkabiliyorsan! Ne demişti Nietzsche? “Canavarlarla savaşanlar, sonunda canavar olmamaya dikkat etmelidirler...” Yalan mı? Sınıf arkadaşım Vedat çok severdi bu sözü. “Bir boşluğa uzun süre bakarsan, boşluk da sana bakar.
Ah, keyif alarak birilerini sevindirmenin ne kadar kolay olduğunu düşündüm, sadece kendini açman yeterliydi, yaşamın akışı bir insandan diğerine uçacaktı; doruklardan derinliklere inecek, derinliklerden, sonsuzluğun içine doğru dönen akıntı gibi tekrar yükseltecekti.
Hayata dair,hani içinde hepimizin bazen kederli,bazen neşeli köleler olduğumuz hayata dair,bazı gerçekleri kavramaya başladığını hissediyordu.
Ernö Nemecsek