Acaba hangisi daha dramatik bir olgudur: sevgilinin bulunup da nerede bulunduğunun bilinmemesi mi, yoksa nerede yitirildiğinin bilinmesine rağmen kendisinin bulunmaması mı?
Hiç yok yerden... Beklenmedik bir anda, beklenmedik bir mekanda... Beklenenlerin olmadığı, fakat beklenmeyenlerin her köşe başına karşımıza çıktığı tuhaf bir dünya bu...
Acaba aşığın, başlangıçta salt yalnızlığını yaşayan aşığın maşuktan aldığı çağrı mıdır o ses? Yoksa kendi içindeki arayışın maşuka yöneltilmiş çağrısı mıdır?