"Ya benden veya yaptıklarımdan hoşlanmayacak biriyle tanışırsam?" diye sordu Küçük Ejderha. "Kendi yoluna gitmelisin," dedi Büyük Panda. "Onlardan uzaklaşmak kendini kaybetmekten iyidir." “Senin asıl yolculuğunu hiçbir harita göstermez. Kendi yolunu kendin keşfetmelisin.”
“Şu an ağacın çiçeklerine bakamayacak kadar meşgulüm," dedi Küçük Ejderha... "Ama yarın burada olmayabilirler ve dönüp onlara bakmak için bundan daha iyi bir neden yok," dedi Büyük Panda...
Okumaya başladığım andan itibaren bana “Çocuk, Köstebek, Tilki ve At” kitabını okuduğum hissi verse de tam olarak onunla aynı lezzeti aldım diyemem. Bu kitap bana biraz da “kişisel gelişim kitabına ramak kalmış ama değil” hissi verdi. Kötü bir kitap mı peki? Asla değil. Bilakis, çok tatlı bir kitap. Yer yer düşündüren, yer yer tebessüm ettiren bir kitap.
Kitabın yazarı James Norbury aynı zamanda bir ressam ve kitaptaki çizimler -ki hepsi enfes- ona ait. Kitap Budist felsefenin izlerini yoğunca taşıyor ve yazar da kitabın çıkış noktasının sahafta okuduğu Budizm’le ilgili bir kitap olduğunu belirtiyor son sözde. Bu kitaptan etkilenerek olumsuz düşüncelerinden sıyrılmak gerektiğine inanıyor ve nihayetinde ortaya bu kitap çıkıyor. İyi ki de çıkıyor. :)
Kitap Büyük Panda ile Küçük Ejderha’nın tanışmasıyla başlayıp yolculuklarını anlatıyor. Yolculuk ilkbaharda başlayıp sonraki ilkbaharda hala devam ediyor ve final, okuyucunun hayal gücüne bırakılmış. Yani aslında kitap bitmiyor. (Zaten sonrasında serinin devamı niteliğinde “Yolculuk” isimli bir kitap çıkardı yazar.)
Kitapta karakterlerimiz gördükleri olumsuz durumların, manzaraların ya da duyguların olumlamalarını yapıyorlar. Yani onların iyi taraflarını görmeye çalışıyorlar ve birbirlerine bunu telkin ediyorlar. Bu da bize kitabın ortaya çıkma fikrini hatırlatıyor.
Kitabı genel olarak beğendim. Tavsiye de ederim açıkçası. Bir kişisel gelişim kitabı olarak görülmemesini de tavsiye ederim. :)