Yaralar hep böyleydi . Üzerlerine bastırınca acırdı. Acı geçtiğinde izi kalırdı . Üzerine bastırdığında acımaz ama varlığını hatırlatırdı. Yani yaralar , aslında hiç kapanmazdı.
Hayat bir avuç sırdan ibaretti. Sırlar küçük yalanlardan, yalanlar korkak insanlardan, korkak insanlar ise karanlık tohumlardan filizlenirdi. İhtişamla bezeli cennetler bazen en büyük cehennem, alevler içindeki cehennem ise insana en büyük cennetti. Hayat aslında sırlardan da öte bir avuç bilinmezlikten ibaretti. Ben sırdım. Yalanlardan sıyrılıp korkak insanların elinde filizlenmiş, içine düştüğüm cehennemi yıllarca kendime cennet diye ezber etmiştim. Bir avuç bilinmezliğin ötesindeki o en bilinmez olan bendim.
"Şeytan, uyuyakaldı bir gün.
Rüzgâr sert esti.
Üç tüy düştü şeytandan dünyaya.
Biri paraya yapıştı, diğeri mevkiye, öteki de ihtirasa.
O günden sonra şeytan hiçbir iş yapmadı."
- Dostoyevski