Hepimiz öleceğimizi biliriz ama öldürüleceğimiz aklımıza gelmez. Kim bilir kaç milyon bebek,doğduktan sonra sevinçle,alkışla karşılanmış,daha o anda yaşlanmaya başladığı ve ölüm mahkumu olduğu anasının babasının aklından bile geçmemiştir. Daha da tuhafı hiç kimse doğan bebeğin bir gün öldürülebileceğini,bir cinayete veya bir kazaya kurban gidebileceğini,idam edilebileceğini,savaşta ölebileceğini düşünmez.Oysa bunların hepsi insanlar için. İnsanlık tarihi boyunca milyarlarca kişi "normal" denilen şekilde yaşlanıp,ölmemiş.Arzu da onların safına katıldı şimdi.
İnsanı sadece biyolojik bir varlık olarak göremediğimiz, onun varoluşuna çeşitli yüce anlamlar yüklediğimiz için,gövdeden akan kanın, can denilen şeyi çekip almasını,dolayısıyla o kişinin "ölmüş" olmasını bir türlü kavrayamadığımızı düşünüyorum.Hayvanlar ölümü anlıyor ama insanlar anlamıyorlar.Can denen şey, her türlü yaralanmaya, berelenmeye açık haldeki insanın bedeninden bir saniyede çıkıp gidiveriyor ve insanlar bunun sonucunda aklını kaçıracak kadar sarsılıyorlar."Tanrım daha bir iki saat önce nasıl da canlıydı,nasıl da kahkahalar atıyordu, şimdi nasıl yok olabilir."diye tekrarlayıp duruyorlar.İnsanın algılama gücünü zorlayan bir durum bu.Hayatımıza, varoluşumuza yüklediğimiz hiçbir kavramla bağdaşmıyor. Sahiden her şey saçma mı,hayatın hiçbir anlamı yok mu?Bence öyle! Yok. hiçbir şey yok.
İnsanın biyolojik fonksiyonlarına aşırı bir anlam yükleme çabası içindeyiz.
Çünkü hiçlik zor geliyor.