S.

S.
52 okur puanı
Temmuz 2017 tarihinde katıldı
... şimdiyi aydınlatmak için geçmişten aydınlık oklar atmayı sevmem,yani, demek istediğim, bize kuzeyi göstermek için denizin dibinden pusula gelmediğini biliyorum, çoğunlukla bunun tersi olur: Denizin en koyu derinliklerine ışığını yansıtan şey şimdiki zamandır.
Sayfa 29
Reklam
Giderek sanki omuzlarımda birikmiş yükün bütün ağırlığını onun sırtına yükleme tehlikesi belirmiş gibiydi ve o zaman tam aksine, onu aklıma gelen kötü düşüncelere karşı sürdürdüğüm bu sessizlikten korudum, evet, her birimizi iki ayrı dünyada bırakan geçirgen duvarı örmeyi başarmışım gibi, yani ben hiç ilerlemeyen inşaatın çamuru içine, o ise basit biçimde çocukluğuna batıyordu. Ama işler böyle yürümez, değil mi? Belki de çocukluk diye bir şey de yoktur. Belki de hangi yaşta olursa olsun, dünyayı olduğu gibi hazmederiz ve hepsi bu. Ve sadece bazı saatler akıp giderken sizi inşa edecek siyah işaretler bırakır. Kapalı televizyon önünde Erwan. Mutfakta beni düşüncelere dalmış halde izleyen Erwan. Banka şubesinin camı ardında Erwan. Odanın kapısının ardında Erwan. Pontonlarda Lazenec'in büyük teknelerini izleyen Erwan.
Sayfa 72
Zaten onu gerçekten öldürmedim: Onun fiziksel olarak işini bitirme görevini deniz üstlenmiş gibiydi, ama adalet- adaleti, dedim hâkime, sadece insanlar yerine getirebilir.
Sayfa 129
İkimiz, yüz yüze bakmaya cesaretleri olmayan iki oyuncu gibiydik, daha çok seyircilere bakıyorduk, sanki bütün koy seyrediyordu bizi, su, gökyüzü ve çamur, her üçü de soluklarını tutmuş dikkatle bizi izliyordu. Ben de açıklara, gökyüzünü buğulandıran yağmur altında pek seçilmeyen sarp kayalara bakıyordum, ben de sessizlik içinde düşüncelerimizi alabildiğine paylaşırken, dil bile yararsız bir lüks haline gelmişken, zira söyleyecek hiçbir şey yoktu, anlaşılacak hiçbir şey kalmamıştı, en azından anlamak demek “işte böyle", “o halde” gibi sözcüklerle birleşen ve aydınlığa kavuşan bir cümleyse, ama hayır, anlamak demek, dedim hâkime, daha ziyade derinlemesine hissetmek demektir ...
Sayfa 110
Nereye zincirlenmiştiniz, diye sordu hâkim, hiçbir şeye zincirlenmiş değildiniz, yoksa gururunuza mı? Hayır. Gururuma değil. Siz bu duyguyu bilmiyorsunuz, içinizde tuhaf, anlaşılmaz, sizin saçma diyeceğiniz, evet saçma bir şey hâlâ geziniyorken; ama daha beteri, içinizdeki derinliklerde sürüklenen bu saçma şey için güzel bir sözcük bulmuşuz ve bu güzel sözcük de "umut”.
Sayfa 105