Hastalık sürecinde çektiği sıkıntılar, zihninde bir düşünceyi tümüyle berraklaştırdı: Ne pahasına olursa olsun Filistin’e, Kudüs’e yerleşmek ve orada ölmek.
Eliezer Ben-Yehuda’nın öyküsünde çağlar boyunca Müslümanların da bildiği bir yol haritası mevcuttur. Bu yol haritasını kim ciddiyetle gündeme alır ve tatbikat sahasına koyarsa, neticeyi de o elde eder. Dünyanın yasası budur. Eliezer’in yaptığı şey, -din ve millet ayırt etmeksizin- herkese açık olan bu yarışta, oyunu kurallarına göre oynamaktan ibarettir.
Eliezer Ben-Yehuda'nın hayat hikâyesine yakından bakıldığında, onun İbraniceyi diriltmek için başlattığı seferberliğin üç temel prensibe dayandığı görülür:
1. Tarih huzurunda kendine bir ödev vermek ve hayatını buna adamak,
2. Dış şartların olumsuzluğundan hiç yılmadan, işine odaklanmak
3. Gayretle ve dava şuuruyla, gece gündüz çalışmak.