“Hayır,” dedi, öfkeden sesi titreyerek, “ama annenize yazıp söylerim.”
“Söylemezsin, dedi George, yüzünde bir dehşet ifadesiyle, geriye doğru bir adım atarak.
“Öyle bir söylerim ki,” dedi Hermione acımasızca. “Sizin o salak şeyleri yemenize engel olamam, ama birinci sınıflara vermeyeceksiniz.”
Harry yüksek sesle, “Onunla oturup benim yalancı, ilgi peşinde koşan gıcık biri olup olmadığım konusunda güzel güzel sohbet ettin, öyle mi?” dedi.
“Hayır,” dedi Hermione, sakin sakin. “Aslında ona o koca ağzını kapalı tutmasını, senin hakkında ileri geri konuşmamasını söyledim. Ve sen de bizim boğazımıza sarılmaktan vazgeçsen fena olmayacak, Harry, çünkü farkında mısın bilemiyorum ama, Ron’la ben senin tarafındayız.”
Harry alçak sesle, “Özür dilerim,”
“Evet,” dedi Luna hulyalı bir şekilde, gözlerini Harry’den ayırmayarak. “Evet, bayağı hoştu yani. Sen Harry Potter’sın,” diye ekledi.
“Biliyorum,” dedi Harry.
Kafasını dolaba sokup, “Daha bitirmediniz mi?” diye sordu.
“Ben de buraya, mola verin demek için geldin sandım!” dedi Ron acı acı. “Buraya geldik geleli ne kadar küf temizledik, biliyor musun?”