Yazarın, eserinin birinci cildinde Rus toplumunun bozulan yönlerini, ikinci ve üçüncü cildinde ise yardımseverlik, adalet, ahlâk ve vicdan gibi iyi yönleri ile geleceğe umutla bakmayı sağlayacak insan hikâyelerini yazmayı düşündüğünü görüyorum.
Her ne kadar eser tamamlanmamış olsa da anlatımında sizinle konuşuyormuş havası, kullanılan mizahi dili, gerçek yaşamdan alınan örnekleri, toplumun tamamını temsil eden karakterleri, psikolojik ve sosyolojik tahlilleriyle okurken insanı derinden etkiliyor. Ayrıca olay örgüsü olarak toplum, aile ve birey şeklinde bütünden parçaya doğru bir anlatıma sahip olması yaşanan sorunları nerede aramamız gerektiği konusunda da önemli ipuçları sunuyor. Adeta “toplum neyse yetiştirdiği insanlar da odur!” mesajı veriliyor.
Kitabı okurken yüzyıllar geçse de insanların hırslarının, istek ve arzularının değişmediğini gördüğümü belirtmeliyim. Herkese keyifli okumalar Nikolay GogolÖlü Canlar
Körlük romanı, araba kullanmakta olan bir adamın yeşil ışığın yanmasını beklerken ansızın körleşmesiyle başlar. Adamın körlüğü başvurduğu doktora da bulaşır. Bu körlük, bir salgın hastalık gibi bütün şehre yayılır; öldürücü olmasa da bütün etik değerleri yok etmeyi başarır. Toplum, görmeyen gözlerle cinayetlere, tecavüzlere tanık olur. Koca şehirde körlükten kurtulan tek kişi, göz doktorunun karısıdır. Bu çarpıcı romanda körlük olgusunu bir metafor olarak kullanan Saramago "liberal demokrasinin" insanları etik olarak sürüklediği yeri anlatır. Bireysel özgürlük üzerine kurulan bir siyasi görüş söz konusu..
Körlük romanı okurken genel olarak keyif aldığım bir romandı, yerinde sosyolojik tahlillerin yapıldığı bir kitap. Fakat romanın sonu pek bir yere bağlanmadan ve ana sürükleyici düşüncenin gizemi çözülmeden bitti... Kitapları sonuç odaklı değil, süreç odaklı okuyanların yani "Sonunda ne olacak acaba?" diyenlerin değil, sona giderken yaşananların üzerine düşünüp, irdelemeyi analiz yapmayı sevenlerin beklentilerini karşılayacak bir kitap. Tabii ki tavsiyemdir.
José Saramago