Böyle zamanlarda o ve diğer oğlanlar arasındaki fark, oğlanların yaptıkları şeyin hayal ürünü olduğunu bilmeliriydi, Peter içinse hayal ürünleriyle gerçek tamı tamına aynı şeydi. Bu bazen çocukları rahatsız ediyordu, özellikle de yemek yer gibi yapmak zorunda kaldıklarında.
Bir an rol yapmayı bıraksalar, Peter pat diye ellerine vuruyordu.
Peter öfkeyle söze girdi: "Adam uyurken onu öldüreceğimi düşünmüyorsun herhalde! Önce uyandırır, sonra öldürürüm. Hep böyle yaparım ben."
"Ne yani, çok adam öldürdün mü?"
"Tonlarca."
"E o zaman genelde nerede yaşıyorsun?"
"Kayıp çocukların yanında."
"Kim onlar?"
"Dadıları başka tarafa bakarken pusetlerinden düşen çocuklar. Yedi gün içinde kimse onlara sahip çıkmazsa uzaklara, masraflarını üstlenen Hiçbiryer'e gönderilirler. Ben de onların kaptanıyım."
Eski zamanların Odysseia, İlyada romanları gibi bizim bu romanımız da bir kaç bin sene sonra okunsa hiç şüphesiz o zamanın erkek ve kadın okurları genellikle Şems Hikmet'i takdir ve tasvip ederek Râkım Efendi'yi fikir darlığıyla, yanlış düşünmekle ve mutaassıplıkla suçlarlar. Çünkü o zamanlar insanoğlu tümüyle yeknesak bir medeniyete tabi olacak ve insanlar arasında ne kavimiyetçe, ne medeniyetçe hiçbir fark kalmayacak kadar medeniyet yaygınlaşacaktır. dünya bir insan memleketi ve insan da medeni bir aileden ibaret sayılacaktır!