Fletcher Sletch

Fletcher Sletch
Medya & Film çalışmaları lisanslı Sanat/zanaatkâr Müzik, felsefe, fotoğraf sever Bas gitar yapımcısı @sletchguitars @fletchersletch
Luthier
Lisans
17 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
İçsel yoksulluğun dışsal zenginlik ile telafi çabası
Demek ki birinin kendinde neye sahip olduğu, yaşamı­nın mutluluğu açısından en önemli olandır. Ama bu esasen çok az olduğu için, açlıkla savaşımın ötesine geçmiş bulu­nanlar da, henüz bu savaşımı verenler kadar kendilerini mutsuz hissederler. İç dünyalarının boş oluşu, bilinçlerinin yavanlığı, zihinlerinin yoksulluğu onları dostluklar kurmaya yöneltir, ama yine kendileri gibi olanlarla; çünkü davul bile dengi dengine. O zaman hep birlikte oyalanıp eğlenmeye ça­lışılır ve bunu da öncelikle duyusal hazlarda, her türden zevkte ve sonunda sefahatte ararlar. Bu yüzden doğuştan zengin kimi aile çocuklarının, paylarına düşen büyük mira­sı, çoğu inanılmaz kısalıktaki bir sürede harcayıp tükettik­leri uğursuz savurganlığın kaynağı, gerçekte, zihnin az önce betimlediğimiz yoksulluğundan ve boşluğundan fışkıran can sıkıntısından başka bir şey değildir. Böyle bir genç, dışsal olarak zengindi, ama içsel olarak yoksul bir biçimde dünyaya gelmişti ve dıştan gelen her şeyi almak isteyerek boş yere, içsel yoksulluğu dışsal zenginlikle ikame etmek is­tiyordu - tıpkı, genç kızların buğusuyla kuvvet kazanmaya çalışan yaşlı adamlar gibi. Sonunda içsel yoksulluk bir de dışsal yoksulluğa yol açmıştı.
Yatırımın, kişinin kendisine değil, zenginliğe yapılması hatası
Zenginlik yani büyük bolluk, bizim mutluluğumuza çok az katkıda bulunabilir; bu yüzden birçok zengin, asıl zihinsel donanıma, onları zihinsel uğraşa yetkin kılabilecek bilgilere ve dolayısıyla herhangi bir nesnel ilgiye sahip olmadıkları için kendilerini mutsuz hissederler. Çünkü zenginliğin gerçek ve doğal gereksinimlerin doyurul­masının ötesinde yapabileceğinin, bizim asıl huzurumuz üze­rinde çok az bir etkisi vardır; huzurumuz daha çok, büyük bir mülke sahip olmanın neden olduğu sayısız ve kaçınılmaz sorun yüzünden bozulur. Yine de insanlar zenginlik elde et­mek için zihinsel donanım elde etmek için uğraştıklarından bin kat daha çok uğraşırlar; oysa insanın mutluluğu üzerin­de, kendisinin ne olduğunun, neye sahip olduğundan kesinlikle daha çok katkısı vardır. Bu yüzden, bitmez tükenmez bir çalışma içinde, bir karınca gibi gayretle, sabahtan akşama kadar, za­ten var olan zenginliğini daha da artırmaya çalışanları bile görürüz. O kişi araçlar alanının dar ufkundan ötesini göre­mez: Zihni boştur, bu yüzden başka her şeye kapalıdır. En yüce hazlara, zihinsel olanlara ulaşamaz; bunların yerini ge­çici, duyusal, az zamana ama çok paraya mal olanla, kendi­ne ara sıra izin verdiği şeyle doldurmaya çalışır boş yere. Ya­şamının sonunda, şansı iyi gitmişse, bu çabasının bir sonucu olarak gerçekten de bir yığın parası olmuştur; bunu daha da artırmayı ya da harcayıp bitirmeyi, mirasçılarına bırakmayı hedefler. Ne kadar ciddi ve önemli bir çehreyle sürdürülmüş olsa bile, böyle bir yaşam da en az simgesi bir soytarı külahı olan ka­dar budalacadır.
Karaktere uygun işlerle meşgul olunması gerekliliğinin önemi
Olağanüstü kas gücüyle donanmış, Herkül gibi bir insan, dış koşullar yüzünden oturarak yapması gereken bir işle, kü­çük zavallı bir zanaatla uğraşmak ya da kendisine çok ya­ bancı başka türlü güçler gerektiren çalışmalar ve zihinsel iş­ler yapmak zorunda kalırsa, bunun sonucunda kendisinde kusursuz olan kuvvetleri kullanamazsa, ömür boyu mutsuz hissedecektir kendini; ama zihinsel güçleri çok ağır basan ve bu güçleri gerektirmeyen çok kötü bir işi ya da fiziksel gücü­nün yetmediği bedensel bir işi yapmak uğruna, zihinsel güç­lerini geliştiremeden, kullanamadan olduğu gibi bırakmak zorunda kalan biri daha da mutsuz olacaktır. Ancak burada, özellikle gençlikte, insanın kendisine, sahip olmadığı ölçüde güç biçmemesi için, tahmin tuzağından kaçınılmalıdır.
Haz ve mutluluğun rollerimize değil,bilinç seviyemize bağlı oluşu
Sahnede biri prensi, bir başkası da­nışmanı, bir üçüncüsü hizmetçiyi ya da askeri ya da genera­li vb. oynar. Ama bu farklılıklar yalnızca dış görünüştedir: İç dünyada böyle bir görünüşün çekirdeğinde, herkeste aynı şey yatar: Eza ve cefa içinde yoksul bir komedyen. Yaşamda da böyledir. Rütbe ve zenginlik farklılıkları herkese oynaya­cağı rolü gösterirler; ama bunlara asla içsel mutluluk ve hoş­nutluk farklılıkları karşılık düşmez; burada da, herkesin için­de aynı zavallı saf adam vardır; elbette malzemesi herkeste farklı olan ama biçimi, yani asıl özü gereği herkeste hemen hemen aynı olan eza ve cefa içinde; derece farklılıkları bulun­sa da, bunlar asla rütbeye ve zenginliğe, yani role göre orta­ ya çıkmazlar: çünkü insan için var olan ve olup biten her şey, her zaman dolaysızca onun bilincinde vardır ve orada olup biter; bu yüzden önce önemli olan, açıkça bilincin nite­liğidir, ve çoğu durumda, içinde ortaya çıkan biçimlerden çok, bu niteliğin kendisi söz konusudur: Aptal birinin sersem bilincinde yansıyan tüm görkem ve hazlar, rahatsız bir hapis­hanede Don Kişot'u yazan Cervantes'in bilinci karşısında çok yoksuldurlar.
Bir stoacının kendisine yazdığı düşünceleri
Puan vermedi·167 syf.··
2026 22. kitabı
Marcus Aurelius 161 ile 180 yılları arasında yönetmiş olan bir Roma imparatoru ve stoacı filozoftur. Düşünceler (veya Kendime Düşünceler) kitabı, özellikle sefere çıktığı zamanlarda kendi için
DüşüncelerMarcus Aurelius · Panama Yayıncılık · 202227,8bin okunma