Dinler yaygınlaşarak kitlelere hitap etmeye başladıklarında, dinî örgütlenmeleri temsil eden kişiler kendi otoritelerini koyarak ve özgürlüğün temel ilkelerini çiğneyerek tanrı adına konuştuklarını ileri sürüp kendilerine tapılmasını sağlayan bir durumun içine girerler.
Putlar yalnızca taştan ve ağaçtan yapılmaz. Sözcükler put haline getirilebilir, makineler put haline getirilebilir. Önderler, devlet, iktidar, siyasal gruplar da put haline getirilebilir. Öyle ki, tanrı bile put haline getirilebilir.
Tabii bir de olumlu özgürlük meselesi var. Özgürlüğün sorumluluğundan kaçmayan bireyler... Özgürlükten kaçmamak, özgürlüğü kucaklamaktır, yani birey olmaktır, tam anlamıyla bireyleşmektir. Olumlu özgürlüğü kucaklayan birey ne yapmak istediğine odaklıdır, ne yapabileceğine ve ne şekilde diğerlerine de fayda sağlayabileceğine odaklıdır, üretmenin ve değer katmanın peşindedir. Bu birey sistemin kendisine dayattıklarını yapmaz. Sistemin modasına maruz kalmaz. Herkesleşmez. Otoriteci değildir. Üstlerine boyun eğip altındakilere işkence etmez. Hayatı ve herkesi bütünün içinde sevgiyle ve saygıyla kucaklamıştır. Hiçbir kavramın arkasına sığınarak işine gelmeyen durumları yıkıp yok etmez. Topluma bağımlı değildir. Üretkendir. Kendi seçimlerini yaparak dahil olur hayata. Ürettikleriyle katkı sunar diğerlerine, topluma ve dünyaya. Özgündür ve özgürdür.
En yaygın kaçma yoludur. Mekanik uyumluluk gösterenler tam bir bukalemundur. Kişi eğer otoriteci değilse ve yıkıcı eğilim gösterme gücünü kendinde bulamıyorsa ancak buna rağmen özgürlüğün getirdiği sorumluluğu almaya da gücü yetmiyorsa, bu durumda başka bir yaklaşım ortaya koyuyor. O da mekanik uyumluluk: çarkın dişlilerinden biri olmak. Böylece özgürlüğün getirdiği sorumluluktan ve kaygılardan uzak kalmak mümkün olabiliyor, yıkıcı eğilimler gösterme gerekliliği doğmuyor ve bir otorite gücün egemenliğine boyun eğmek zorunluluğu da ortadan kalkıyor. Erich Fromm'a göre bu kişilikler, kendilerine bir iş bulurlar ve atalarından alışageldikleri feodal sistemin güvenli alanına sığınırlar. Herkesleşirler. Herkes ne yapıyorsa onlar da aynısını yaparak hayatta kalırlar. Herkes gibi giyinirler, herkesin izlediği filmleri izlerler, herkesin okuduğu kitapları okurlar, herkesin dinlediği müzikleri dinlerler, herkesin gittiği yerlerde tatil yaparlar. İşte moda da bu herkes denen kitlenin hep birlikte yaptığı şeylerle ortaya çıkar. Hepsi aslında yok olmuş bireylerdir, sistemin kölelerine dönüşmüşlerdir. Fromm'a göre konformizmin bedeli, insanın özünü yitirmesidir.