Fletcher Sletch

Fletcher Sletch
Medya & Film çalışmaları lisanslı Sanat/zanaatkâr Müzik, felsefe, fotoğraf sever Bas gitar yapımcısı @sletchguitars @fletchersletch
Luthier
Lisans
17 okur puanı
Ekim 2025 tarihinde katıldı
Hastalıklı olmayan sevgi iki insanın karşılıklı narsizmine dayanmaz, kendilerini iki ayrı varlık olarak algılayan ama genelde birbirleriyle açılıp bütünleşen iki kişi arasında kurulan sürekli bir ilişkidir.
Reklam
Bir düşünürün kendi kitaplarını övmek için kitap yazması
Puan vermedi·127 syf.··
2026 24. kitabı
Nietzche'nin yazmış olduğu diğer kitapları hakkında konuştuğu, sürekli kendiyle övündüğü, ne kadar kibirli biri olduğunu fazlasıyla açık ettiği, narsizm dolu kitabıdır. Normalde yazarı tanımak, diğer kitapları hakkında fikir sahibi olmak ve onları okumadan önce anlamayı kolaylaştırmak üzere açıklama anlamında bu tür kitapları okumayı tavsiye ederim ama Nietzche'yi pek bilmeyen, tanımak isteyen biri için bu kitabın okunmasını önermiyorum. Sebebi ise şu: Nietzche'yi kendi kitaplarının övgüsünü yaptığı bu kitaptan tanımak isterseniz kendisini sevmez, hakkında fikir sahibi dahi olmaya değmeyeceğini düşünüp tamamen rafa kaldırıp diğer kitaplarına da bakmazsınız. Kendisini çok beğenmesem de, önemli politik figürler dahil çok kişiyi etkilemiş olan bu düşünürü tanımak gerektiği, yine de onun belli başlı eserlerinin okunması, hakkında fikir sahibi olunması gerektiğini düşünürüm. Ecce Homo'da Nietzche, kendini son derece sevimsiz göstermesinin yanında bahsettiği kitapları hakkında da övüntüleri dışında pek bilgi vermediği için zaman kaybı olduğunu söyleyebilirim.
Felsefe
Ecce HomoFriedrich Nietzsche · Felsefe Kulübü · 201512,3bin okunma
Bencillik ve kendini sevme
"Bencillik ve kendini sevme, aynı olmak bir yana birbirinin zıddıdırlar. Bencil kişi kendini çok fazla değil çok az sever, hatta kendinden nefret eder. Üretici olmamasının bir belirtisi olan bu, kendinden hoşlanmama ve kendine ilgi göstermeme, onu boş ve huzursuz kılar. Böyle bir kişi mutsuzdur ve kendisine bilinçdışı engeller koyarak, ulaşamadığı doygunlukları öfkeyle, yaşamdan kopartıp almaya çabalar." Erich Fromm
Sevilme Sorunu ve Pazarlanabilir Kişilik
​"Büyük çoğunluk sevme sorununu, sevmekten, kişinin kendi sevme yeteneğinden çok sevilme sorunu olarak kabul eder. Bu nedenle onlar için önemli olan nasıl sevilecekleri, nasıl sevimli olabilecekleridir. Bu ereğe varmak için türlü yollara başvururlar. ​Özellikle erkeklerin gittiği yollardan biri, başarılı, o toplum içinde olunabileceği kadar güçlü ve paralı olmaktır. Kadınların seçtiği yol, vücuduna, giyimine bakarak alımlı olmaya çalışmaktır. Kadınlarla erkeklerde ortak olan bir başka göze girme yolu da, göze kulağa hoş gelen davranışlar edinmek, ilgi çekici bir şekilde konuşabilmek, yardımsever, alçakgönüllü olmak ve kimseyi kırmamaktır. İnsanın sevimli olmak için yaptıklarının çoğu başarılı olmak, dost edinmek ve başkalarını etkilemek için yaptıklarının tıpatıpıdır. Aslına bakarsak bizim kültürümüzdeki insanların çoğunun sevimli olmaktan anladıkları şey, herkesin hoşuna gitmekle cazibeli olmak arasında bir şeydir. Sevgi konusunda öğrenilecek bir şey olmadığı kanısını doğuran ikinci önerme de sevginin bir yetenek sorunu değil, bir nesne sorunu olmasıdır. İnsanlar sevmenin kolay olduğunu, asıl güçlüğün sevecek ya da sevilecek şeyi bulmak olduğunu sanır." Erich Fromm ​İnsan çoğunlukla sevgi konusunda öğrenilecek bir şey olmadığı görüşündedir. Ne vardır ki sevmekte? Neyi bilmek gerekir ki? Neyi nasıl sevmek gerektiği üzerine ne söylenebilir ki? Hiçbir şey...
Sevme Yeteneği ve Öğrenme
Sevme yeteneği çok değerlidir. İhmal edilmemeli ve başıboş bırakılmamalıdır. İnsan kendiliğinden sevmez, bunu öğrenir, bu yolda gelişir, büyür, derinleşir, bilinçlenir. ​Çağımızın insanı ilişkiler söz konusu olduğunda sevgiyle ya da aşkla ilgili değil, başka şeylerle ilgilidir çoğunlukla. Mesela başarıyla ilgilidir, parayla ilgilidir, araç gereçlerle, statüyle, itibarla ve güç sahibi olmakla ilgilidir. Sevmeyle, sevmeyi öğrenmeyle ilgisi yoktur çoğunlukla. İlişkiden ne alacağına, ne kazanacağına, ne elde edeceğine odaklıdır. Bir ilişkiye ne katkı sunacağı, ne verebileceği, ne değer katabileceği, ne kazandıracağı konusu odağının dışındadır. Oysa sevmek, bir şeyler verme arzusuyla ilgilidir, bir şeyler alma arzusuyla değil. Hafta içi sosyal hayatın ve iş hayatının içindeyken son derece önemsiyoruz üzerinde konuştuğumuz konuları. Ağzımızdan çıkan her söz önemlidir çünkü yatırım yapıyoruzdur, itibar satın alıyoruzdur, algı yönetiyoruzdur, imaj satıyoruzdur. Ancak hafta sonları ailemizle bir aradayken konuştuklarımız şu sıraladığımız şeylerden çok daha değerli olduğu halde, hiç dikkat harcamıyoruz, üzerinde durmuyoruz bile ne konuştuğumuzun ne şekilde konuştuğumuzun.
Reklam