Nalan:
“Bir şey söylemedi. Sadece bakışlarıyla sakinleştirdi beni. ‘Yağmura bakın, ne güzel yağıyor’ dedi sadece ama gözlerindeki ateş benim yüreğime iyi geldi. O günden sonra Hayri’nin gözlerindeki ateş yüreğime çakıldı kaldı.” Sayfa 45.
“Bana verdiği o içten sevgi var ya, bana asıl o sevgi ilaç gibi geldi. Beni daha önce kimse böyle sevmedi ki…” Sayfa 249
“O bana bakarken bile, hiçbir şey söylemeden, sadece bakışlarıyla seviyordu beni. Bu nasıl bir şey, ben daha önce hiç yaşamadım ki…” Sayfa 250
Yazar:
“Bir türlü tadamadığı sevgiyi, şefkati, sahiplenmeyi ona Hayri yavaş yavaş tattırmış. Bu ilişki bu kadar yavaş gelişmeseymiş, Nalan ona asla güvenmez, inanmaz, ona kendini teslim etmezmiş. Hayri bu konuda onu bir öğretmen gibi ağır ağır eğitmiş.” Sayfa 181
Nalan:
“Karşıma Hayri gibi biri çıkmasaydı, ben de bilmezdim sevmeyi. Tıpkı okuma yazmayı okulda öğrenmek gibi bir şey bu. Karşınıza öyle biri çıkacak ki, size sevmeyi öğretene kadar sizden vazgeçmeyecek.” Sayfa 322
#112917371
"Ben mutluyum" diye konuşan ama yüzünden mutsuzluk akan insanlar gördüm. Mutlu ve huzurlu yaşayıp, mutsuzluk nedir hiç bilmeyen, cennette gibi yaşayan insanlar da gördüm. Mutluluğu ve mutsuzluğu öğrenmek öyle kolay değil...
Devrim öncesinden bu yana süregelmiş düşünce alışkanlıklarını daha şimdiden kırıyoruz. Çocuk ile ana baba, insan ile insan, kadın ile erkek arasındaki bağları kopardık. Artık hiç kimse karısına, çocuğuna ya da arkadaşına güvenmeyi göze alamaz. İleride kimsenin karısı ve arkadaşı olmayacak. Çocuklar, tıpkı tavuğun altından alınan yumurtalar gibi, doğar doğmaz annelerinden alınacaklar.