İnsan düşüncesinde geleceği hayal etmeye ve planlamaya programlı olmasından, daha iyi bir hayat, daha başarılı bir kariyer, daha mutlu bir yaşam umuduyla sürekli olarak yarına bakar. Süreçte en büyük bedellerden birini farkında olmadan ödenir aslında: Bugünü kaçırmak gibi.
Gelecekle ilgili beklentiler, insanın motivasyonunu artırır en güçlü olmaya iten bir çok serisidir. Daha iyi bir iş, daha güzel bir ev, daha huzurlu bir hayat düşleyerek çalışır, çabalarız. Ancak bu hayallerin içinde kaybolduğumuzda, şu an yaşadığımız anları ertelemeye başlarız. "Şimdi sıkıntı çekeyim, sonra mutlu olurum" düşüncesi, bugünü feda etmeyi meşru gösterir. Oysa hayatın gerçekliği, yalnızca şu anın elimizde olduğudur
değerini göz ardı ederiz. Bir kahvenin kokusunu, sevdiklerimizle geçirilen anları, güneşin doğuşunu fark etmeden günleri tüketiriz. Oysa geleceğin garantisi varmı. Yarın gelmeyebilir ya da hayalini kurduğumuz gelecek, düşündüğümüz gibi tatmin edici olmayabilir.
Bugünü yok sayarak yaşamak, aslında varoluşun en büyük yanılgılarından en önemli olanı. Gerçek mutluluk, gelecekte bir yerde saklı değil, tam da şu anda yaşadığımız anların içindedir. Geleceğe dair umut taşımak güzel bunun yanısıra anlamlı olacak, bugünü kaybetmene neden olabilir!...