Yiğit

Yiğit
İYİLER ÇABUK UNUTULUR, SEN BENİ KÖTÜ HATIRLA. -Turgut UYAR
soldier
305 okur puanı
Ağustos 2017 tarihinde katıldı
Mustafa Kemal, 2 Ağustos günü Corinne’e şöyle yazdı:
"Burada hayat o kadar sakin değil. Gece gündüz her gün çeşitli toplardan atılan şarapneller ve diğer mermiler başlarımızın üstünde patlamaktan uzak kalmıyor. Kurşunlar vızıldıyor ve bomba gürültüleri toplarınkine karışıyor. Gerçekten bir cehennem hayatı yaşıyoruz. Çok şükür, askerlerim pek cesur ve düşmandan daha dayanıklıdır. Bundan başka hususi inançları, çok defa ölüme sevk eden emirlerimi yerine getirmelerini çok kolaylaştırıyor. Doğrusu onlara göre iki semavi netice mümkün: Ya gazi ya da şehit olmak. Bu sonuncusu nedir bilir misiniz? Dosdoğru cennete gitmek. Orada Allah'ın en güzel kadınları, hurileri onları karşılayacak ve ebediyen onların arzusuna tabii olacaklar. Yüce saadet."
Üsteğmen Saffet Efendi gece saatlerindeki raporunda, "Efendim! Yüce emriniz gereği, düşmanın siperlerine saldırdık. Askerlerimin yarısı siperlerin üstünü, bir kısmı da benimle birlikte siperlerin arkasını çevirdi. Düşman siperden denize doğru kaçmaya çalıştı. Siperin içinde ölmediğime üzülüyorum. Aldığım yara kurşun yarasıdır. Vaktim yok. Ellerinizden öperim sevgili cesur komutanım," diye yazmıştı.
"Savaşın gidişatına göre uygun düzeni alamayan tabur ve alay komutanı görülürse, sonunu kendisi düşünsün. Düzenin kurulmasına engel olan ve karşı çıkanlar için her birlik komutanı ve her subaya vurma izni verilmiştir," diyordu.
Tüm birliklerini toplayan Mustafa Kemal, "Ben size taarruz emretmiyorum. Ölmeyi emrediyorum. Biz ölünceye kadar geçecek zaman içinde yerimizi başka kuvvetler ve başka komutanlar alabilir!" emrini vererek taarruzunu başlattı. Yapılan mücadeleyle düşman ilerleyişi durduruldu.
Bir komutan kendi canını düşünecekse gerçek bir komutan olabilir miydi?