Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
null
null
null
153 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
"En büyük kötülük, daha doğrusu tek kötülük, doğal gerçekliklere gelip yapışan toplumsal uzlaşma ve kurgulardı evet, tüm kurguları kastediyorum; aileden paraya, dinden devlete kadar hepsini... İnsan ya erkek doğar ya da kadın. Demek istediğim, insan yetişkin olduğunda erkek ya da kadın olmak üzere doğar; doğal olarak, bir eş olmak için, zengin ya da yoksul olmak için doğmaz, hele Katolik ya da Protestan, İngiliz ya da Portekizli olmak için hiç doğmaz. Toplumsal kurgular sayesinde şu ya da bu olunur. Peki ya bu toplumsal kurgular neden kötüdür? Çünkü bunlar kurgudur, çünkü doğal değillerdir. Para devletten daha iyi değildir, aile dinlerden daha iyi değildir. Bunların yerine başka kurgular olsaydı, bunlar da o kadar kötü olurdu, çünkü bunlar da kurgu olurdu, çünkü bunlar da sırası geldiğinde doğal gerçeklerin üzerine gelip yapışır ve onları boğarlardı. Dolayısıyla, istisnasız tüm kurguların ortadan kaldırılmasını hedefleyen saf anarşist sistemden başka her sistem, tüm diğer sistemler birer kurgudur. Tüm enerjimizi, tüm çabamızı, tüm zekâmızı, bir toplumsal kurgunun yerine bir diğerini yerleştirmeye ya da yerleştirme çabasına adamak bir saçmalıktır, hatta bir suçtur, çünkü bu, toplumu olduğu gibi bırakmayı açıktan açığa hedefleyerek toplumsal bir kargaşa yaratmaktır. Madem insandaki doğalı ezen ve bastıran toplumsal kurguları adaletsiz buluyoruz, o halde niçin enerjimizi, bu kurguların yerine başkalarını koymaya kullanıyoruz? Aynı enerjiyi bu kurguların tümünü yok etmeye kullanabiliriz."
Sayfa 10 - Sel·Kitabı okudu
Fatih Süleyman Solak
Saf anarşist sistemi bu kurguların dışında tutmak da başka bir çelişkidir benim gözümde.
Reklam
Devrimci bir rejim, var olduğu andan itibaren hangi amacı hedeflerse hedeflesin ya da hangi düşünceden esinlenirse esinlensin, somut olarak tek ve aynı şeydir: devrimci bir rejim. Oysa, devrimci bir rejim, savaşçı bir diktatörlüğün ya da daha açık bir deyişle askeri ve zorba bir rejimin dengidir, çünkü toplumun bir bölümü tarafından tüm topluma dayatılmıştır. İktidarı devrimle ele geçiren kesimden söz ediyorum... Sonuç? Evet, bu rejime uyum sağlayanlar ki bu, somut ve dolaysız biçimde, askeri ve zorba bir rejimden başka bir şey değildir- aynı zamanda askeri ve zorba bir rejime de uyum sağlarlar. Başka bir deyişle devrimcilere esin kaynağı olan düşünce, amaçladıkları hedef, toplumsal gerçeklikten bütünüyle silinmiştir, bunun yerini tamamen savaşçı bir olgu almıştır. Sonuç olarak, askeri bir diktatörlükten elde edilen -ve bu diktatörlük ne kadar uzun sürerse sonuç da o kadar açık olacaktır-, diktatörlük tarzında savaşçı bir toplumdur, yani askerî bir despotizmdir. Bu hep böyle olmuştur, başka türlü olamaz. Tarih bilgim çok güçlü değil, ama bildiklerim söylediklerimi doğruluyor; tersi de mümkün değil. Roma'daki politik kargaşanın sonucu ne oldu? Roma İmparatorluğu ve askeri despotizmi. Rus Devrimi'nden ne çıkacak göreceksiniz... Özgür toplumun doğumunu onyıllarca geciktirecek bir şey... Zaten, okuma yazması olmayan mistik bir halktan ne beklenir ki?
Sayfa 14 - Sel·Kitabı okudu
Fatih Süleyman Solak
Katılıyorum.