Fatih Süleyman Solak

Fatih Süleyman Solak
@Solomonss
null
null
null
153 okur puanı
Mayıs 2017 tarihinde katıldı
6/10
·120 syf.··
Beğendi
·
2026 12. kitabı
Dul, Jean-Louis Fournier’nin eşinin ölümünün ardından yazdığı, otobiyografik nitelikte kısa bir anı–deneme kitabıdır. Yazar, yas sürecini alışılmış dramatik anlatılardan farklı olarak ironik, yer yer kara mizah içeren bir dille ele alır. Metin, kısa bölümler ve parçalı yapı üzerinden ilerler; bu da hem duygusal yoğunluğu hem de düşünsel akışı sade bir biçimde yansıtmayı amaçlar. Fournier, kayıp, yalnızlık ve alışkanlıkların yokluğu gibi temaları abartıdan uzak bir üslupla işler. Eser yayımlandığı dönemde özellikle dürüstlüğü ve alışılmadık anlatım tonu nedeniyle dikkat çekmiştir. Eleştirmenler, yas gibi ağır bir temanın mizahla dengelenmesini özgün ve cesur bulmuştur. Bununla birlikte bazı değerlendirmelerde, yazarın ironik yaklaşımının duygusal mesafe yarattığı ve bazı okurlar için empati kurmayı zorlaştırabileceği belirtilmiştir. Ayrıca metnin parçalı yapısı ve kısa bölümler hâlinde ilerlemesi, bütünlüklü bir anlatı arayan okurlar tarafından sınırlayıcı bulunmuştur. Buna rağmen Dul, yas sürecini klişelerden uzak bir biçimde ele almasıyla çağdaş anı edebiyatı içinde kendine özgü bir yer edinmiştir. Bu inceleme ChatGPT aracılığıyla yazılmıştır.
DulJean-Louis Fournier · Yapı Kredi Yayınları · 20256,6bin okunma
Güzel III. Napoléon duvar saati ne yapsam çalışmıyor. Kurdum, düzelttim, anlamıyorum. Belki de neşeli bir şekilde çaldığı için çalmaya cesaret edemiyor. Ya da belki sen gittiğinden beri zamanı göstermek ilgisini çekmiyor, çünkü vakit çok yavaş geçiyor. 12 Kasım'dan beri günler daha uzun. Senin küllerini toplayıp büyük bir kum saatine doldurmalı, sana bakarak zamanı geçirmeliydim.
Sayfa 100 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Ne zaman sana ait bir şey görsem fena halde üzülüyorum, özellikle el çantanı gördüğümde. Eve her girdiğimde ve onu antredeki bir sandalyenin üstünde gördüğümde, senin evde olduğunu anlar, rahatlardım. Artık, çantan hep orada ama sen yoksun. García Márquez yazmıştı: "Sevdiğimiz insanlar bütün eşyalarıyla birlikte ölmeli."
Sayfa 61 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Ne zaman kendimi teselli etmeye kalksam, acı çekmeden öldüğünü düşünsem, daima, ukala bir sersem çıkıp, emin olamazsın, şuurunu kaybetmiş birinin beyninin içinde olup bitenleri asla bilemezsin
Sayfa 15 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu
Fırındaki tezgâhtar haberi alınca, ekmeğin yanına küçük bir paket badem kurabiyesi sıkıştırdı. Bir komşumuz kapımın önüne kendi yaptığı bir pasta bıraktı. Pasta çok güzeldi, bana dünyada iyi şeyler de olduğunu hatırlattı. Başka bir komşum, bana, son zamanlarda bulunması iyice zorlaşan pimli ampullerden satın almak istedi. Işıl ışıl Sylvie öldüğünden, sönüp gittiğinden beri ev oldukça karanlık, yarı gölgede yaşıyorum. Ne kadar ampul değiştirsem, ne kadar güçlülerini koysam değişmiyor, sürekli karanlık.
Sayfa 13 - Türkiye İş Bankası·Kitabı okudu