Rilke'nin dediği gibi, ayrılık ve sürgün bir solma ve çiçeklenmedir. Bir ölüm ve yeniden doğuştur. Bir unutuluş ve unutulması mümkün olmayan bir ölümsüzlüktür. Bir insanlık trajedisi ve zamanla mekanın tümden unutulduğu renkli bir insanlık geçididir.
Niye bu kan, bu kin, bu öfke, bu nefret, ey geçmişinden, deneyimlerinden hiçbir ders çıkarmayan, hemencecik çılgınlığın ve şiddetin cazibesine kapılan, "hep ben hep biz" diyen unutkan insanoğlu?
Tarih yinelendi, her zaman olan şey yine oldu; çılgınlıklar başarılı olamadı, çılgınlıkların dipsiz ve karanlık bir kuyu olduğu görüldü. Ancak insanlığın en ciddi hastalığı olan bir şey de yinelendi; unutkanlık. Büyük bir dünya savaşından çıkmış yorgun dünya, çılgınlıkları kısa zamanda unuttu. Yeniden, daha acımasızını, daha kapsamlısını yaşamak üzere, çılgınlıklara ilişkin tarih perdesini kapattı.