Düşünmüş, hayal etmiş, tamamlamış ya da tamamlamamış olduğum ne varsa - bütün hepsi sonbaharla birlikte gidecek, tıpkı yere saçılmış yanık kibritler gibi ya da buruşturulup top yapılmış kağıtlar, büyük imparatorluklar, bütün dinler, eğlence olsun diye, uyuklayan çöküş çocuklarını yaratmış felsefeler gibi.
"Kendimi dinlerken ben bile kendim hakkımda yanılırken, hatta bazen ne demek istediğimi anlayamazken, başkaları beni anlamaktan ne kadar uzaktır kim bilir..."