Kitabın odağı, Türkçe konuşan Anadolu Ortodokslarının (Karamanlılar) tarihi.
"Kim oldukları” sorusunun cevabı literatürle verilmeye çalışılmış; nasıl yazdıkları, hangi dille/dinî aidiyetle kendilerini tanımladıkları ve Karamanlıca yayınların toplumsal işlevi araştırmanın içeriğini oluşturmuş. Kitapta bolca yer verilen, Yunanca harfli Türkçe metinleri okumak çok keyifli. Okurken sadece “yazı sistemi” değil, doğrudan kimlik inşasını da okuyorsun. OKuma keyfini beslemesinin yanında çok da önemli bir yönü var. Sık karşılaşılan bir sorunun cevabı diyebiliriz. Sorun şu: Dinî kimliği dil, etnisite ve siyasi aidiyetle otomatik olarak eşleştirme eğilimi. Karamanlıca metinler ise tam tersine Ortodoks Hıristiyan bir topluluğun Türkçe konuşabildiğini, Türkçe yazabildiğini ama bunu Yunanca harflerle ifade ettiğini göstererek kimliğin tek katmanlı olmadığını kanıtlıyor. Bu durum, "din, dil ve milletin" zorunlu olarak aynı eksende birleştiğini varsayan modern şemaların her zaman geçerli olmadığını somut malzemeyle ortaya koymakta. Kitap, alıntılarıyla verdiği okuma keyfinin yanında bu açıdan ele alınarak okunabilir.