Topluma uyum sağlamak, toplumun radarına girmemek için, toplumun genelliğine girip orada kalabilmek, onların deyişiyle 'normal' bir insan olmak için en çok sevdiğimiz ve hatta en çok ihtiyacımız olan şeylerden vazgeçip kalbimizi hayal kırıklığıyla bırakmak bana anlamsız geliyor. Bilmiyorum, bazen kendime soruyorum, hiç istemediğin ama toplumun içinde yer edindiğin bir yaşamla kalbindeki kırıklıkla birlikte bir ömür sürdürmek mi yoksa seni dışlayan toplumun dışında durmak ama istediğin ve en çok sevdiğin, en çok ihtiyacın olan o şeyle bir ömür geçirmek mi?
Kıpkızıl bir hiddet doğuyor içine, adamı neredeyse oracıkta öldürecek. Ne var ki onu öldürmek için beni bırakması gerekiyor. Bunu yapamaz. Bana o kadar sıkı sarılıyor ki göğsündeki bir pervanenin kanatları gibi hafif çarpıntıyı hissediyorum. Bir yankı, hâlâ gövdeme bağlı son ruh parçası. Bir azap.