Edebiyatı hep sevmişti, zamanla daha da çok seviyordu. Edebiyat onun dayandığı duvardı, merkeziydi. Her ne kadar geri kalan her şey, özellikle de gönül işleri kararsız dünyaya ait olsa da bu tarafta katı bir disiplin yanlısı oldu.
İnsanın ruhu çok dolu ve zengin olduğu için, dünya tam da arzuladığı gibi olduğu için mutlu olmasını kabul ederdi. Ama hiç sebepsiz, belli bir neden olmaksızın mutlu olunması onu öfkelendiriyor, keskin bir acı veriyor hatta deli ediyordu.